2012-02-02 08:20:19

Genel Bilgilendirme

  • Adanaspor Kulübü Derneği, futbol şubesini şirketleştirerek Adanaspor A.Ş.'ye devretmiştir.
  • TFF Kulüp Tescil Talimatı'nın 14/4. maddesi uyarınca bünyesindeki futbol şubesini devreden dernek yeniden futbol faaliyetlerinde bulunmak amacıyla TFF'ye tescil edilemez.
  • Bunun tek istisnası TFF Kulüp Tescil Talimatı'nın 16. maddesi uyarınca devralan şirketin futbol şubesini tekrardan derneğe devretmesidir.
  • Bu nedenle Adanaspor Kulübü Derneği bu isim altında veya çatı altında her hangi bir futbol faaliyetinde kesinlikle bulunamaz.
  • Ayrıca TFF Kulüp Tescil Talimatı'nın 3/2. maddesi uyarınca aynı kulüp ismi, aynı il dâhilinde birden fazla kulüp tarafından alınamaz ve kullanılamaz.
  • Yine TFF Kulüp Tescil Talimatı'nın 4/1. maddesi uyarınca kulüpler bağlı bulundukları illerde başka kulüpler tarafından tescil ettirilmiş renkleri kullanmamaya özen gösterirler.
  • Bu bağlamda özetlemek gerekirse; Adanaspor Kulübü Derneği futbol faaliyetinde bulunamaz. Ayrıca Adana il sınırları içerisinde başkaca Adanaspor ismi ile her hangi bir futbol kulübü kurulamayacağı gibi Turuncu-Beyaz renkleri kullanarak başka bir isimle futbol kulübü de kurulamayacaktır.

Dip Not: “Yeni Malatyaspor” örneğinde farklılık olup, şu aşamada Malatyaspor isim ve renklerini kullanan tescil edilmiş her hangi bir kulüp olmadığı için Yeni Malatyaspor ismiyle ve renkleriyle bir kulüp bulunmaktadır.

Av. Erkin A. DOYGUN

Yazar: Editor
2012-01-29 08:34:09

Bir Adım

 http://kadin.nkfu.com/genel/2010-sunnet-davetiyeleri-5.jpg

  • Dünyanın en genç spor yazarı
  • Bay Erkut'a
  • selam olsun!
  • Bugün
  • özel bir selam ona.
  • Anlaşılmıştır konu...

Sana da Vira en minik Erkut;))

 http://2.bp.blogspot.com/_gHAE_z0DfBo/TDBs3PlvWiI/AAAAAAAACXU/fuy3B54Bf5o/s400/erkut.jpg

  • Günün
  • anlam ve önemine istinaden
  • Erkut'a hediye olarak
  • bir deplasman galibiyeti bekliyoruz...
Yazar: Editor
2012-01-16 08:33:36

Yağmur

Severim yağmuru. Puslu havasını, yalnızlık imgesini, ama işin romantik ruh haline de pek itibar etmeden severim. Çelişki var demeyin, yalnızlık havası eşittir romantizm değildir herhalde; )

Bir sükûnet, bir dinginlik vs… Evet, yağmurculardanım ben de.

http://www.muzikle.net/wp-content/uploads/yagmur-sarkilari.jpg
  • Lakin yağmurda keyfimden öte, 
  • yağmurun keyfini kaçırdığı işleri, 
  • insanları da düşünmemek elde değil. 
  • Damı akanı, 
  • penceresi camsız olanı, 
  • evi barkı olmayanı, 
  • tarlada bahçede işi olanı, 
  • işine bisikletle gideni… 
  • Bunlar da yağmurun hallerine dâhildir.

Yoksa pencere önünde bir portakal bahçesine yağan yağmuru izlemek ne güzeldir.

  • İşin bir de “bu akşam” yönü var. 
  • Bu akşam Adana – Denizli maçı var yahu. 
  • Hadi maçı yağmurda izlerim. 
  • Çok izledik hep beraber. 
  • Lakin sahadaki mücadelemizi olumsuz etkilemesin bu yağmur bre dostlar.

Bu sebeptendir ki şu yağmur maç sonuna kadar bir zahmet dursun, sonra yine yağmaya devam etsin, adeta 3 puanımızı kutlayarak yağsın üstelik.

Ne? Durdu mu bile: ))

Yazar: Editor
2012-01-13 21:33:26

 Veda Lefter’e

Fenerbahçe’nin ve milli takımın efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis yaşamını yitirdi. Yakınlarına, Fenerbahçe camiasına ve sevenlerine başsağlığı…

  • Futbolculuğundan öte, 
  • Rum asıllı biri olarak 
  • ülkedeki sevgi ve saygı çerçevesindeki konumuyla 
  • o zalim ırkçılığın ötesine geçebilmiş olması 
  • bir güzel umuttu memleket için.

Güzel bir sözdü, göğsünü gere gere ver sırtını Lefter’e…

Öteki’ne sırtını vererek daha da güzeldir bu memleket!

 http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/356020120113093943343.jpg

Yazar: Editor
2012-01-05 07:33:25

5 Ocak

Adana’nın Kurtuluş Savaşı Devam Ediyor

  • 1918 Aralık- ilk işgal ilk direniş
  • 1919 Nisan- Fransızların Adana’da yıldırma politikalarının başlaması
  • 1920 5 Ağustos- Mustafa Kemal’in Pozantı Kongresi
  • 1920 9 Temmuz- Şehirde Fransızların tedhiş hareketleri
  • 1920 10 Temmuz- Adana’nın Kara Gün’ü, Kaçkaç
  • Yerel güçlerin dayanışması, Akkapı’da Cemil Nardalı konağında binlerce Adanalının barınması, korunması
  • 1921 20 Ekim- Ankara Antlaşması, buna göre Fransızların Adana’yı 3 ay içinde boşaltma mecburiyetleri
  • 1922 5 Ocak- Adana’nın Kurtuluşu…
http://www.adanailkhaber.com/upload/resimler/galeri/adana_buyuksaat.jpg

Lakin

  • Adana’nın kurtuluş mücadelesi 90 yıldır devam ediyor;
  • Kültürel, 
  • ekonomik, 
  • siyasal, 
  • sportif, 
  • sanatsal, 
  • kentsel, 
  • sosyal alanlarda…

Bu mücadeleyi kazanmak için önce daha çok seveceğiz dünyanın en eski şehirlerinden olan güzelim Adana’yı… Adana ki terk edilmiş bir sevgili; Adana, yalnızlığımızın şehri…

İşsizi, yoksulu, kimsesizi, en çok olan; tarımı bitmiş sanayisi gitmiş şehirde

Direniyoruz!

Yazar: Editor
2011-12-22 14:26:33

Güç

Bu kavramın formülü “iş bölü zaman”  olarak geçer. Yani kendi kendine olmuyor bu da, hiçbir şeyin kendi kendine olmadığı gibi. Belirlenen birim zaman; örneğin 1 saniye, 1 dakika, 1 saat, 1 ay veya işte 1 sezon sonucundaki işle, gücü ortaya çıkaracaktır. Demem o ki, yaptığınız bir iş yoksa ve daha önemlisi buna zaman da ayırmamışsanız herhangi 1 güçten bahsetmek imkânsızdır ya da boş iştir, belki demagojidir.

Zaman ayırmadık, iş de yapmadık dolayısıyla; ama güçten bahsediyoruz. Bunu genelde iç politikaya oynayan hükümetler yapar. Örneklerine çok rastladık ve görüyoruz hala, şimdiki zaman kipinde…

Hikâye şöyle gelişir ve sonuçlanır;

Çok çalışıyoruz, yollar yapıyoruz, ülke çağ atladı, bize gıpta ile bakıyorlar, yükselen yıldızız, bölgenin en büyük gücüyüz, hurra…

Fakat bir çelişki durur öylece; ulan yoksuluz! Asgari ücretin net ödemede 900 küsur lira olması için bir mücadele var. 2 bin TL filan değil yani… İşsizlik, güvencesizlik, tekinsizlik almış başını gidiyor. Ülke üstelik o “iş”e hitap edecek kalifiye elemanı da yetiştiremiyor, gençlerini iş bölü zamanın karanlık koridorları olan dershanelerde heder ediyorlar, meslek liselerini hala bir alternatif haline getiremeyerek. Örneğin yani…

İş bölü zaman eşittir güç!

Zaman heder edilir, iş çıkmaz ve güç bir yalandır artık…

Niye yazdım bu kadar şeyi?

Şimdi zaman varken iyi transferleri yapalım, işimize bakalım, gücümüzü toplayıp şampiyon olalım.

İşin fizik bilimi böyle diyor. Boş konuşmuyoruz yani: ))

Yazar: Editor
2011-12-04 09:31:23

Yaşar Kemal

Bu direkt bir maç yazısı değil. Çünkü Mahir Abi ince bir mesaj verdiydi, senin maç yazılarında bir şey var diye. Katılıyorum ve maç yazısı yazmayarak uğur denemesi yapıyorum; )

  • Ama bir hakem yazısı kaleme alabilirim.

Hakemler konusunda dertliyiz. Herifçioğulları hep bize yaptı arızayı. Demiştik adil olsunlar yeter, diye.

  • Maça baksınlar,
  • pozisyonlara yakın olsunlar,
  • keyfe göre değil harekete çalsınlar,
  • düdükler değil kendileri yönetsinler,
  • kararlarının karşılığını vicdanlarında bulsunlar,
  • bariz golü kime olursa olsun versinler,
  • penaltı penaltıysa çalsınlar,
  • kumanda değil kumandan,
  • robot değil insan olsunlar.

Şimdi efendim, Buca maçının hakeminin adı Yaşar Kemal!

Şu maçın adaletli olabileceğine dair bir umuttur o ad: Yaşar Kemal...

Diyeceksiniz ki olur mu öyle bir kıstas?

Ben de diyeceğim ki, evet haklısınız olmaz.

Ama ne yapalım? Bir adaleti arar iken bu tür ipuçlarına da ihtiyaç duyuyoruz işte. (CSI izliyorum ya, profil çıkarıyorum: )

  • Yani adı Yaşar Kemal olan bir insan evladı haksızlık yapmaz.
  • Zulme karşı savaşır.
  • Zalimin karşısında olur.
  • Adaletten yanadır.
  • Emeğe saygı duyar,
  • saygının Allahını duyar.
  • Kimsenin ahını almaz.
  • Çukurova'nın Homeros'u nasıl ki isminin hakkını en iyi romancı olmakla vermişse;
  • hakem olarak bu ismi taşıyan bir insan evladı da hakkaniyetli olmaya fazlasıyla ihtiyaç duyulan bu mesleğinde de o ismin hakkını verir, vermelidir, verecektir...

...diye düşünmekten kendimi alamıyorum, yapacak da bir şeyim yok zaten böyle ummaktan.

Hadi bakalım,

Vira sana hakemlerin Yaşar Kemal olanı. Beni mahcup etme eşe dosta.

Bak, bize çal demiyorum; adaletli çal diyorum: )

Not:

Dostlar, 

Eğer sayın hakem olur da bu yazıyı okursa, bırakın bu maçı, hayatı boyunca adaletli bir adam olur; )) Ve hakemlik kariyerinde işin sonu FİFA kokartına, dünya klasmanında saygın bir yere kadar gider!

Öyle verdim ayarı; ))

Yazar: Editor
2011-11-10 09:12:47

Kendi Vatanında Bir Yabancı Olmak

  • Bir vatan kurdu Mustafa Kemal,
  • türlü emperyal hesaplara karşı
  • saltanata,
  • bağnazlığa,
  • ve saireye rağmen
  • evet, bir vatan kurdu Mustafa Kemal,
  • oysa şimdi
  • kendi vatanında bir yabancı...
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-133694/mkk.jpg
Yazar: Editor
2011-11-08 09:51:51

Önce Koru Sonra Savun

Gençliğe Hitabe’de “ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” Der. Yani önce koruyacağız sonra savunacağız.

  • Adanaspor’u korumak şu aşamada hepimizin işi. 
  • Tüm Adanasporlular olarak bu koruma işini yapmak zorundayız, 
  • türlü hesaplardan, 
  • küskünlüklerden, 
  • kırgınlıklardan uzak, 
  • saf bir Adanaspor sevgisi ile, 
  • bir büyük aşkın hatırına... 
  • On binlerin birbirini kıskanmadan 
  • aynı aşkla tutulduğu bir sevgilidir Adanaspor. 
  • Hepimiz için açık bir gerçektir bu. 
  • Lafı uzatmaya gerek yok.

Savunma işi ise teknik ekibin ve futbolcularındır.

Geçen seneki sahne tekrar ediyor savunma zafiyetlerinden dolayı, ne yazık ki.

12 gol yemişiz. İddiası olanlar içinde en çok gol yiyen diğer takımız Rize ile birlikte. Ama en çok gol atan 3 takımdan biriyiz 13 golle. Hatırlayınız geçen seneyi.

Bakalım gollere.

  • Rize maçında Onur Demirtaş’ın bir anlık hatası (ki hatalar hep bir anlıktır) gole sebep oldu kalemizde. 
  • Devamındaki son saniye golü saldırırken yediğimiz bir goldü ve onu saymıyoruz. 
  • Sonra Akhisar’dan yediğimiz o Onur Akbay, Tuna kaynaklı gol! Off of! Düşman başına böyle hatalar. 
  • Ya Bolu’nun penaltısı? Hem hakem hem de bizim Onur Akbay’ın hatası! 
  • GBB’nin ilk golünü yine Onur Akbay kaçırdı sağından, rakip çok sert vurdu. 
  • İkinci golleri adam paylaşımından kaynaklanan bir hata ile geldi. Etti mi 6 gol! 
  • Peki, Giresun penaltısına ne demeli? Bu arada GBB’nin kaçan penaltısı var. 
  • Sanırım hazırlık maçlarında da çok penaltı yapıyorduk ve sanırım bu konuya işaret etmiştik bir yazımızda. 
  • Devam edelim. 
  • Sakarya’dan yediğimiz ilk golü konuşmaya gerek var mı? İkinci gol de yine adam paylaşımı hatasıydı ve canımızı yakan bir goldü. 
  • Göztepe’den yediğimiz ilk iki gol yine savunmanın kaçırdı toplardan geldi. Ve o penaltıda ne pozisyon pozisyondu, ne penaltı penaltıydı.

Sonuç?

Bir: Çok kolay gol yiyoruz. Bunu aşmak zorundayız.

İki: Ceza sahasındaki hamlelerimize dikkat etmeliyiz ki yetkiden delirmiş hakemler hakkaten delirmiş durumda her an herkesin iflahını gevretebilirler. Ki bizimkini gevretiyorlar işte.

Üç: Tarihi bir olaya yine imza atıp o Denizli maçından sonra 2-0’ın ardından bir dönüşü gerçekleştirdik. Şimdi önümüz daha açıktır. Bunun kıymetini hepimiz bilelim; teknik ekip, yönetim, futbolcular ve tabi ki taraftarlar…

Neymiş? Önce muhafaza sonra müdafaa!

Bu kadardır efendim 3. bayram günü yazısı!

Yazar: Editor
2011-10-31 22:40:43

11

Gol Sevinci

Krallar

Özer Umdu // Bora Öztürk

 

Aztek’te bir ölüm kalım mücadelesiyse futbol

Hayata yeniden gelmedir gol sevinci

Kaybedenin kurban edileceği bir oyunda…

 

Başka hayatı oyun dışı bıraktığın bir inlemedir Belki gol sevinci

Tanrıların sonucundan mahcup olduğu

Hakikatte hiçbir Tanrının umursamadığı…

Kiminde intikamdır, bir hesaplaşma…

 

Yunanlılarla Troyalıların savaşını anlatan dizelerde

Korkudan donakalan bir sestir gol sevinci:

Ne müthiş bir saldırıydı o başlattıkları!

Herkes birbirinin üzerine koştu.

Her yerde kelleler yuvarlanıyordu

Sanki futbol oynanıyordu

Ortalık kelleden geçilmiyordu

Savaş ne acı ve şiddetliydi.”

Bir Çin şiirinde ima edilmiş bir imgedir bazen gol sevinci Futbolun felsefi ve sanki mitolojik izi:

Top yuvarlak saha dört köşe

Yerle gök misali

Top tepemizde ay gibi süzülür

İki takım karşı karşıya geldiğinde…”

Arkadaşlar, sokaklar, mahalleler, semtler, köyler Kasabalar, komşu şehirler, uzak şehirler, bölgeler Ligler, ülkeler, kıtalar hayaller, idealler, rüyalar Sevdalar, dostluklar arası bir 90 dakikada

Aynı beklentilerin sesidir gol sevinci

Tanrı’nın bir el attığı

İngiliz’e Maradonalı bir cevabın

Arjantin usulü konfetili şenliğidir gol sevinci

Veya Adana’da atılan golde bizim efkârlı Gözyaşlarımızdı rakibin gol sevinci

Sevindiren ile sevineni tellerde buluşturan bir Çılgınlık aslında, en evrensel gol sevinci

Kederi kendinde saklı tek sevinç gol sevinci?

Hermes’in bir gün bizim için çalıp

Bize geri vermesini istediğimiz bir sevinç Prometheus’un yeniden çaldığı ateş

Dede Korkut’un vaktiyle anlattığı

Tanrı Dionyzos’un

Bağbozumu şenliğidir gol sevinci…

En masum halini usulca soyunup kaybolup

Bir muammada eriyip

Ah, terk edildiğince terk edip çekip giden

Ki, gol sevinci

Bizde iki kişinin sığdığı bir tarihtir

Gol ve sevinci

____________________

Şimdi Futbol

Bir İki Kral İmgesidir

Adana’da

Yazar: Editor
2011-10-20 18:42:11

 

Hakiki Taraftar

Tribünde Hep Sen Ol

Tulumunu giyer gelir

Tırnaklarında makine yağı

Cebinde isli üstübü

Dizlerinde sanki bir sızı nasırlarında yılların izi

Maraton tribündesin elinde peynir ekmek gelirsin

Sen ki yüz yıldır gelirsin

Oralarda, sokakta, otobüste

Bak fabrikalarda

Ah, hiçbir yerde görünmezsin

Görmeyiz, bilmeyiz seni

Gelir, geçer, gidersin

Futbol evrilmesin lakin paraya, müşteri olmasın Taraftar, işçi tulumuyla sen ol maratonda Güney’de

Yeter ki bilete ayırdığın, son paran olmasın

Bir kalbin olsun, bir cismin

Bir sen ol, en çok sen ol…

Sen ki emeğin en eski şehrisin, bilirsin

Atölyelerden, fabrikalardan, yollardan aksın Gelsin çıraklar, kalfalar, ustalar

Ayrı hayatlardan aynı sevdaya gelsin Turuncu bir Şenliğe, bağbozumuna öğrenciler formalarıyla Gelsin; marabalar gelsin, köylüler, inşaatlardan Ameleler gelsin, ben geleyim kol kola, yan yana Dionyzos Efendimiz gelsin, şu koca oyun tanrısı

Ölülerimiz karşılasın Eski Köşe’de

Sami, Faik, Rafet, Hakan

Kayhan, Nejat, Yahya gelsin

Kalbimize yakın tuttuğumuz Gündüz Hoca

Avni Usta, Necmi Abi

Tribün hatıralarıyla gelsin

Kassap Zihni hiç gitmesin gelsin varsın kızsın Bana, ömrümüzden çekip gitmesin

Ama tribünde hep sen ol çatlamış eller, patlamış Avuç, yaralı nasır dizlerinde belki bir sızı Hatıralarında yılların izi

Portakal bahçelerinden, pamuk tarlalarından gelsin kendini hep yeniden var eden şehir bir eski şarkıyla gelsin

Sen İnce Memed’sin, Dadaloğlu

Fermanı padişaha bırakıp dağlarla bir olan gelsin

Elinde zeytin ekmek, tulumunla gel

Varsın saha çamur olsun

Hava yağmurlu, tribün boş

Varsın hep rakibe çalsın hakem, top bizi sevmesin

İsterse gol olsun kalemizde her atak

Biz galipken varsın tatil edilsin maç

Âlemin zulmüne inat yine barikatlar kurulsun…

Sen gel

Zira

Bir futbolun haysiyeti tribünde saklıdır

Mabediyken orası, hem ar damarıdır…

___________________

Şimdi Futbol

Bir Taraftar İmgesidir Adana’da

 

On Yedinci Şiirin Hikâyesi 

Bir Adanaspor maçında tribünde tulumuyla ve elinde peynir ekmekle bir işçi vardı. İlhamı o sahne verdi. Ve devamında soru şöyleydi: Tribünün gerçek sahipleri kimlerdir ve futbolun? On yedinci şiir bu sorunun bir cevabı olsun. Bu, soruyu alıp memlekete uyarlamanın da bir cevabı olsun bre!

Not: aşağıda da bahsettiğimiz gibi DS'li arkadaşlar o fotoğrafı çok sevip sahipleniverdi: )) Ne diyelim, sağlık olsun!

 

Yazar: Editor
2011-10-17 23:01:40

Durum Konum 

Benim o Akhisar yenilgisinden sonra anladığım şudur:

Yenilgi sonrası o tepkiler filan bahanedir. Yani o tepkiler bir yenilgiye istinaden oluşmadı. Planlanmış, organize edilmiş ve pusuya yatılmış bir sürecin sonucuydu.

Birileri Bayram Akgül’ü yıpratmak için Adanaspor’un başarısızlığını kollamaktadır.

Sanırım düşünceleri, Bayram Akgül gitsin de, varsın Adanaspor bu sene de başarısız olsun, şeklindedir. Evdeki başarısızlıklar da bu hesaba, bir tepki kitlesi oluşmasında hizmet ediyor. Başkanın bu gelişmelerden habersiz olduğunu düşünmüyorum. Önlemini buna göre alıp bir şekilde daha sağlam bir takım kurmalıydı.

Adanaspor’un bağımsız taraftarı hala onun arkasındadır, organize edilmiş tepkilerin dışındaki bireysel çıkışlar ilk galibiyette yine şekil değiştirecektir. Ötesinde bazı yerel gazetelerin de bir hesapla destek olduğu bu olumsuz gidiş hiç istemediğimiz kötü bir bitişle sonuçlanabilir. Bu yüzden Bayram Akgül ve teknik ekip takım içinde acil önlemler almak durumundadır, bir şekilde takım devre sonuna kazasız belasız gitmeli. Bir Adanaspor selameti için de genel taraftarın sezon sonunu düşünerek hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her maçı kendi başına düşünürsek taraftarlığımıza ve Adanaspor’umuza zarar vermiş oluruz.

Bakınca; elbette aşkımız Adanaspor’adır. Bir kaosa doğru giden adı konmamış saflaşmada da tavrımız net olarak Bayram Akgül’den yanadır. Benden bu kadar, diyene kadar ona inanıyor ve güveniyoruz; türlü aksiliklere, tatsızlıklara, taktik hatalara rağmen… ki tüm bunlar doğal akışın halleridir diye kabul ediyoruz. Sonuçta biz de kimi kusurlarımızla varız.

 

Fakat Mahir Alev ağabeyimize yapılan o tatsız çıkışı da anlamıyor ve kabul etmiyoruz! 
Yazar: Editor
2011-10-14 14:18:27

Maksat Bahar Olsun

  • Baharlar dönemi yaşıyoruz. 
  • Arap baharı(!)ndan sonra 
  • Amerikan baharından söz edilir oldu. 
  • Ne güzel bir şeydir olursa 
  • o Amerikan baharı. 
  • Ki birçok simge direniş de oradan çıkmıştır. 
  • Hayır,
  • Amerika düşmanlığı filan değil meselimiz; 
  • haddizatında genel olarak 
  • Amerikan halkı zevk ü sefa içinde yaşamıyordur zaten. 
  • Tanıkların bildirdiği bu! 
  • Bir de Michael Moore'un enfes belgeselleri 
  • bir Amerikan rüyasının gerçeklerini gün yüzüne çıkarıyor. 
  • Öyle, 
  • bir Amerikan baharı birçok ülkeye de bahar getirebilir. 
  • Örneğin ülkemizdeki malum muktedirlerin baharı 
  • belki bir nebze olsun sonbahara döner, 
  • halkın o yoksulluk, 
  • işsizlik, 
  • kimsesizlik kışından çıkar olmasıyla... 
  • Çünkü öyle bir paradoks var ülkemizde; 
  • o erk 
  • mevsim değiştirmeden de söz konusu döngü olmayacak. 

Ve gelelim sebep-i kelamımıza!

  • Bir Adanaspor baharının da vakti saati gelmiştir. 
  • Bu sezon mevsim normalleri buna işaret ediyor. 
  • Havalar gündüzleri ılıman, 
  • geceleri serin, 
  • denizler mutedil dalgalıyken 
  • ve memleketimiz ne işe yaradığını bilmediğim o alçak basıncın etkisinde değilken 
  • ve hala meşin yuvarlak sathında bir son vuruş sorunu yaşıyorken, 
  • yine de bir Adanaspor Baharı için koşullar son derece müsaittir, derim. 
  • (Bu arada baktım şöyle bir ifade gördüm alçak basınç için: soğuk havanın yoğunluğu arttığından, hava çökmeye neden olur sanırım soğuk hava akımlarının neden olduğu bir şey bu! Ona işaret ediyor.)

Neyse, işte ahval ve şerait bir Adanaspor baharına son derece uygundur! Bu fırsat kaçmamalı. Bu sebeptendir ki yarın ki maç mutlaka 3 puan ile geçilmeli!

  • Bir bahar sarhoşluğu için, 
  • o zaman, 
  • Vira! 
Yazar: Editor
2011-10-05 11:28:09

4x3=12 Başka Hesap Yanlış Olur

 http://www.clker.com/cliparts/2/9/4/b/124223225260174192312_white,_saddlebrown_rounded_rectangle.svg.thumb.png

Şimdi önümüzde 4 maç var. Bana sorarsanız bu 4 maç da içeridedir. GBB deplasmanını deplasmandan saymıyorum, o yüzden evde 4 maç diyorum.

Rakipler sırasıyla şöyle: Akhisar Belediye, G.Antep Belediye, Sakarya, belediye değil ve Göztepe!

  • Bu seriden benim abartısız beklentim 12 puandır. 
  • Daha aşağısını başarısızlık sayarım, 
  • iddialarımızın hiçbir anlamı olmadığını düşünürüm. 
  • Bunu ara gazı veya muhalif olmak için filan yazmıyorum. 
  • Rakipleri izledik ve Adanaspor’umuzu da elbette biliyoruz. 
  • Akhisar’ın bize rakip olabileceğini düşünmek bile istemiyorum Adana’da. 
  • Koşan takımdır, mücadelecidir, bunlar olağan işlerden sayılmalı bize, 
  • yani bir Akhisar bizi sadece koşarak yenmemeli veya 1 puanı alıp gitmemeli buradan. 
  • Her olumsuzluğa rağmen iyi bir kadromuz var 
  • ve biz sadece bunun hakkının verilmesini bekliyoruz.
  • GBB geçen sene bizim yaşadığımız 
  • “travma sonrası stres bozukluğu”ndan mustariptir. 
  • Şu halleri bile başarıdır. 
  • Oradan da 3 puan diyorum.
  • Sakaryaspor ise ilk maçtan sonra düşüşe geçti 
  • ve kötü günler yaşıyor. 
  • Zorlanacağımız bir maç olmayacaktır. 
  • Tartışmasız 3 puan!
  • Göztepe ise ilk haftadaki o kötü tabloyu değiştirmiş görünüyor. 
  • Yine de bize rakip olabilecek bir takım hüviyetinde hala değiller.
  • Orada göze en çok çarpan bizim Hakan’dır, 
  • ki bizim takımdan gönderilişinin sebebi de hala meçhuldür. 
  • İleriki haftalarda gerçek yerleri olan orta sıralara dönecektir Göztepe

Şu 4 maçta hedef 12 puandır evet, fakat bir kaza olur varsayıp 10 puanı kısmen anlayışla karşılarım, ama hakikaten 12 puan çıkarmamak bizim için ayıp olur. Hele ötesinde bir hesabı yapmak bile istemiyorum. Bu harika fikstürün hakkını vermek zorundayız!

Vira güzel Adanaspor!

Yazar: Editor
2011-10-01 22:40:14

Şampiyonluk Cepte

 

Çünkü ABD büyükelçisi Ricciardone Adanasporlu imiş. Bu iş burada bitmiştir arkadaşlar. Kutlu şampiyonluklar. Gayri Akp’nin desteklediği takımların karşısında bundan böyle doğrudan büyük ağabeyin desteklediği bir takımımız vardır.

  • Kimmiş kral böylece daha net görülecektir. 
  • Hem futbolda hem de siyasette. 
  • Amerika böylece Türkiye üzerindeki iktidarının bir sınavını şöyle de verecektir. 
  • Derim ki Akp’nin futbolda yürüttüğü bir Trabzonspor stilizasyonuna 
  • (bu kelimenin ne olduğunu valla bilmiyorum, şimdi uydurdum ama hakkaten fena durmadı; muhtemelen bir şekil, rota ve ayar verme operasyonu manasındadır:  
  • evet o Trabzonspor stilizasyonuna 
  • ABD’nin vereceği karşılık olacaktır elçiliğin bu net tavrı; 
  • herkes haddini bilsin, mesajında… 
  • Zira boyunu aşan sularda yüzen bir sığ su yüzücüsü vardır civarda. 
  • Biz ona çimmek deriz buralarda. 
  • Böyle bir şeydir siyasi arka planı son derece manidar olan bu açıklama; )

Adanaspor böylece ülke siyasetinin de bir tahterevallisidir. Vahşi Batının dekoratif kasabalarındaki bir düello meydanının Clint Eastwood’udur. İyi Kötü Çirkin üçlüsünün İyisidir; ))

Ve ilk işaret olarak, oynayacağımız şu Bolu maçı da böylece çantada kekliktir. Banko 2!

  • Şaka bir yana
  • kimi komplo teorilerimiz dâhilinde 
  • kendimizle eğlendiğimiz bu yazının haberinden sonra 
  • kimseler durumdan vazife çıkarıp 
  • Adanaspor’a Amerikancılık vs argümanlarıyla laf sokmaya kalkmasın, 
  • sadece komik olur. 
  • Vaktiyle Adana’da bir Amerikalı, 
  • bir ayrıntıdan haz alıp sempati duymuştur Adanaspor’umuza, 
  • o kadar! 
  • Haddizatında beni zaten bağlamaz o haz.

Yani ben de bu konu için de bir şey yazdım ya; )) Bravo bana! Lakin gece 11.40 itibariyle kafam güzel idare ediniz.

Yazar: Editor
2011-09-25 08:27:09

Pazar Gündemine Bakalım

  • Başbakan, Suriye’ye doğru, sen de git Esat, İbrahim’in torunları katil olamaz, diyor. 
  • Kim diyor bunu? Bizim başbakan diyor, ne diyor, git diyor, niye diyor, bir katilliğe istinaden diyor. 
  • Ne diyor, git diyor git! 
  • Bir de her mesajları ille de dinsel temalı olacak. 
  • Yoksa mesaj yerine gitmez, 
  • pek imanlı ruhları başka türlüsünden tatmin olmaz!

Trabzonspor ilk 3 puanını almış. Keşke almasaymış.

Erdoğan - Büyükanıt buluşmasının şifreleri çözülüyormuş. Çözülmeyecek ne var, biri ayar verdi diğeri ayar aldı. Ta en baştan sorsaydınız söylerdik: )

  • En sıradan film şenliklerinden biri olan Altınkoza’da ödül 
  • “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi” adlı filme gitti. 
  • Yönetmen Onur Ünlü, 
  • Yapımcı Funda Alp! 
  • Gerek film ve gerekse Altınkoza hakkındaki görüşlerimizi ilerleyen günlerde yazarız. 
  • Gerçi Altınkoza için diyeceğimizi dedik. 
  • Bu şenliğin gerçekten sanattan anlayan insanlarca düzenlenmesi gerekir. 
  • Ve ısrarla altını çiziyorum, 
  • aslında Altınkoza demek Yılmaz Güney demektir, 
  • buna göre bu şenliğin onun yükünü çekebilecek insanlara ihtiyacı var. 
  • Belediyeciliğin sığ sanat anlayışı kendi futbollarını çözemediği gibi bu organizasyonu da bir hedefe ulaştıramaz. 
  • Bir köy şenliği olarak kalır. 
  • Ortak akılmış… Pöh!

Güngörenspor – Adanaspor maçına iddaa Adanaspor 1.90 veriyormuş. Bu bizim için iyi bir şey olur mu acaba, bilmiyorum. Onca şike karmaşasından sonra bile o hakemlere hala hiç inanmıyor ve güvenmiyorum.

  • AB’ye Doğu-Batı çelişkisinde sözde ayara veren başbakan 
  • Batı ile bir olmuş, 
  • şuracıktaki Suriye’yi kıskaç altına almaya çalışıyor. 
  • Bu ne yaman çelişki bre!

Paris Hilton Kıvanç Tatlıtuğ için çağırsam partime gelir mi demiş. Olmazsa ben gelirim Parisçiğim, neticede Adana’dan yola çıkılacak; )

  • HES’e karşı mücadeleler devam ediyor. 
  • Bu isyana da vira o zaman.
Yazar: Editor
2011-09-20 08:49:26

Şapka Önümüzde ve Düşünüyoruz

Rakipleri izliyoruz TV’den. Onlar gerçek kimliğini yansıttıkça sahaya, bir de bizim takıma bakınca, işimizin zorluğunu korkuyla görüyorum. Çünkü en büyük avantajımızmış gibi gösterilen oturmuş kadro sadece adından ibaret bir avantaja dönüşüyor. Örneğin rakiplerdeki Mehmet Ayaz, Gökhan Güleç, Adem Sarı, Sancak Kaplan, Gohou, Kenan ile Ramazan vs bizde yok.

  • Ha, takımı da hepten reddettiğim de zannedilmesin. 
  • Yok öyle bir tavrımız, biliyorsunuz. 
  • Bizdeki Onur Akbay, Anıl, İzzet, Talha, Kbong, Mbilla, iyi bir Emre, Okan Salmaz, Rahman da hakkaten kimsede yok. 
  • Tolgahan’dan çok umutluyum. 
  • Ve fakat bizdeki malum yük de inanın izlediğim hiçbir takımda yok! 
  • Yazıyla da “üç nokta”…

Levent Eriş!

  • Ona şu fakir sayfamızdan bir muhalefet bayrağı çektiğimiz iması yarattıysak kusur bizde. 
  • Bu sene şampiyon olmasak da Levent Eriş takımın başında olsun. 
  • Ama onun yerine bir Abdullah Avcı filan gelecekse o zaman hemen gitsin derim, fakat böyle bir ihtimal söz konusu olmadığına göre B.A. 1.Ligin en iyi hocası bizde. 
  • Onu Hüseyin Kalpar’a, Güvenç Kurtar’a, Ümit Kayıhan’a filan değişmeyiz. 
  • Olası kaptan takıntısını sezon sonuna kadar sürdürüp bir döneme daha mal olsa da onu istifaya davet etmeyeceğiz: ))

O zaman? Sihir değil ama çözüm Levent hocanın iradesinde ve bu iradeyi kullanmasını bekliyoruz. Yoksa aynı tas aynı hamam devam edersek inanın Güngören’i yenemeyiz! Giresun buradan puanla döner, vs…

Meselemiz bir güzel Adanaspor’sa herkes bu noktada olumlu işler yapmak zorundadır, kendimiz için değil Adanaspor’umuz için.

Talha’ya Kısa Bir Mektup

  • Sevgili Talha, 
  • sana inanan taraftar için 2 çalışıyorsan 5 çalış, 
  • 3 koşuyorsan 9 koş, 
  • 4 presle mücadele ediyorsan bu 14 olsun ve o formayı sök al, 
  • sezon sonuna kadar da bırakma. 
  • Biz senden sende olanı istiyoruz, 
  • yoksa örneğin Sabri’den Arda yaratmaya da çalışmıyoruz yani: ))

Vira Talha! Bil ki şampiyonluk senin önemli katkılarınla gelecek! Unutma, forma verilmez alınır!

Not:

Sanırım Fevzi hala sakatlığının izlerini, etkilerini yaşıyor, bu yüzden 18’de bile yok.

 

Yazar: Editor
2011-09-17 11:27:53

      32 Kare

  • Adanaspor Rizespor maçından
  • 32 kare
  • foto - yorum bölümündedir.
  • İzlemek için
  • tıklayınız.
Yazar: Editor
2011-09-11 00:42:20

İlk Notlar

 http://www.clipartpal.com/_thumbs/pd/education/notebook_01.png

Orada burada şampiyon adayı olarak gösterilen Göztepe’yi seyrettim de… Evet, burada 3 nokta yaptım. Yahu biz o zaman banko şampiyonuz. Orada ayakta duran bir bizim Hakan vardı, dua etsinler. Forvetleri harap, savunma viran.

  • Bu arada Denizlispor’u da abartmaya gerek yok.
  • Karşılarında 2B kıvamında bir rakip vardı neticede.
  • Ama o yabancı oyucuları Gohou bir parantezi hak ediyor.

“İmaj her şeydir” dolanının tipik örneği olarak kayda geçti ilk haftanın Göztepe’si. Umarım toparlarlar.

  • Kasımpaşa yitik Konya’dan 3 puan çıkaramadı,
  • bence sürpriz oldu bu sonuç.
  • Oysa Konya’yı rahat geçerdi K.Paşa diye düşünmüştüm.
  • Değilmiş ve bu da bizim stratejik hesaplarımız için iyi bir şeymiş: )

Buca ve K.Erciyes pay etti puanları. Bu, tahmin ettiğimiz bir sonuç oldu. Bize ne, dediğimiz bir neticedir bu, oralarla işimiz olmaz, diye düşünüyorum aynı zamanda bunu umarken.

  • Akhisar, öngörüldüğü üzere 3 puanla başladı,
  • 2 penaltı kaçırsa da.
  • Rakipten ötürü ölçücülüğü ve ayırıcılığı olan bir sonuç değil bu da.
  • Sonraki maçlara bakmak lazım Akhisar için daha net bir şeyler demek için.
  • Ama fena durmuyorlar ilk hafta itibariyle.

Bitti galiba, başka maç yoktu iki gün içinde, evet büyük ve küçük fotoğraf böyle bir şey ilk 2 gün içinde.

Asıl belirleyiciler bu akşam, örneğin KSK – ADANA maçı!

Onlar ne diyor? Yeneceğiz! E canım adamlar bir kamyon oyuncu aldı, 100. yıl vs, ev sahibi bir de, başka ne denir ki Adanaspor gibi bir rakibi “sürklase etmek” için. Bu arada “sürklase etmek” ne demekse; )) (Bir de adamlar kadroyu görmüştür muhtemelen...)

  • Bu arada olası kadroda yine malum on’u gördüm de;
  • iddiam,
  • hevesim
  • ve inancım bir nevi sekte-i kalbe uğradı.
  • Bari yeni transfer eski kaşar sol beki de oynatsalardı da tam cacık olsaydı.
  • Hay Allah,
  • keyfim kaçtı bre!

Neyse, maç saatini bekliyoruz!

Yazar: Editor
2011-09-03 10:10:47

Adı: Maç Yayını

Konu: Gaziantepspor & Adanaspor

Ana Fikir: Bir Teselli Ver

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-93283/kanalahabernet_logo.jpg
 
  • Bu akşam saat 8’de (20.oo) 
  • Gaziantepspor & Adanaspor hazırlık maçı
  • yine KanalA’da canlı yayımlanacak.

Bu maçta Adanaspor’dan beklentimiz kısır geçen transfer döneminden sonra, kadromuzdaki oyuncularla, bize Karşıyaka maçına ve diğer maçlara dair umut vermesidir.

  • Her haline güvendiğimiz takımımızın tabi ki arkasındayız
  • şu son iki günde son bir hamle ile transfer beklerken.
  • Umutlar azalsa da umuyoruz bir şeyler.

En zayıf bölgemiz yine en zayıf bölge olarak duruyor orada. Savunma! Kaygı verici tabi ki. Neredeyse tüm hazırlık maçlarında gol yedik ve duran toplardan da gol yedik bir de penaltılar gördük kalemizde, çokça. Bunlar kaygılarımızın diğer sebepleri olarak duruyor öylece.

  • Neyse, konuşacağız daha, sezon yeni başlıyor: ))

Neticede bu akşam TV'de bir hazırlık maçımız daha var ve biz şimdi bu maça bakalım, bunun keyfini çıkaralım.

Yazar: Editor
2011-08-26 17:20:22

Volkan Bekiroğlu’na Hayır!

http://www.yesilmucurfm.com/stop.png

Adanaspor sol beke aldığı Hüseyin Yoğurtçu ile yollarını ayırmış. Daha önce de Okan Koç gönderildi. Tuna şimdilik bir hayal kırıklığı. Geriye tek transfer olarak Onur kalıyor. Ama bu arada Ramazan ve Ahmet Kuru sesleri de devam ediyor.

Fakat enteresan bir gelişme duyuldu.

Adanaspor sol savunmaya Volkan Bekiroğlu’nu alacakmış. Şimdilik dedikodu gibi… Dedikodu diyoruz da bunu en az 1 ay önce duymuştuk zaten, transferin gerçekleşmemesine de sevinmiştik.

Yine gündemde!

Anlaşılmaz bir iş.

Şiddetle karşıyız buna.

Mesele Volkan Bekiroğlu’nun Adanaspor için hazır bir oyuncu olmamasından da ötedir. (Bu zaten ayrı bir dert.)

Asıl itirazımız Volkan Bekiroğlu’nun iki kez sakat geldiği Adanaspor’da iyileşip iki kez üstelik en zor zamanlarda takımı ilk terk eden isim olmasıdır. Adanaspor geleneklerinde böyle futbolcular kulüp kapısından bile içeri giremez.

Volkan Bekiroğlu’na şiddetle HAYIR!

Bir: Şu haliyle 1.lig topçusu değildir, Adanaspor’un topçusu asla değildir, yedek kulübesinde bile.

İki: Adanaspor’un “satıp gidenle” işi olmamalıdır!

Levent Eriş’in TV’deki heyecan verici konuşması yetmez, ne yaptığı önemlidir! Takımda kaptan gibi, kaleci gibi “Adanalı” takozlar varken bir diğerine ne gerek var!

Yazar: Editor
2011-08-11 12:46:01
  • Serkan Kırıntılı iyileşmiş ve antrenmanlara takımla başlamış.
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-91985/skr.jpg

Şimdi yine acaba diyorum, acaba Serkan Kırıntılı’yı ilk takımı olan Adanaspor’a kazandırmak imkânsız mıdır ki?

Onu hem Adanaspor’a kazandırmış oluruz ve süreçte biz de kazanmış oluruz. Ne dersiniz?

  • GBB’den Kenan ile Ramazan
  • ve FB’den Serkan Kırıntılı!
  • Ramazan Sal da gelirse…
  • Şampiyonluk istemesek de kolumuza girer
  • ve…

Biz ısrarla gündemde tutalım, Hoca ısrarla istesin bu isimleri, Başkan da o isimleri almak için elinden geleni yapsın… Ne güzel olur bre.

  • Hayır, kafama sıcak filan geçmedi,
  • gölgede oturuyorum
  • ve tatlı bir esinti de yok değil: ))

Son derece ciddiyim!

Yazar: Editor
2011-08-03 09:58:58
  • Bu açıklama eski bakandan!
  • Konuşma ihtiyacı duymuş.
  • O da bir şey!
  • Ama bu açıklamayı başka biri yapsaydı Sayın Tüzmen yerine,
  • Sayın Zafer Çağlayan da yapmasın,
  • çünkü hikayenin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini hepimiz gördük,
  • gayet açık ve yalındı.
  • Mersin taraftarını tenzih ederek söylüyorum;
  • bahsettiğimiz o giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden bir tereddütün romanı çıkar.
  • En azından haksız rekabet vardı,
  • en azından devlet erkinin müdahalesi vardı...
  • Şike değilse de bunlar vardı.
  • Bir vicdan azabına bu da yeter!
  • Şampiyonluğa bunlar da gölge düşürür!
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-89241/miy.jpg
 
(Hürriyet Çukurova'dan)

 

Yazar: Editor
2011-07-25 10:37:38
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-84612/dfns.jpg

Savunma hattına üç oyuncu aldık:

Onur, Tuna, Hüseyin. İleri bölgeye Okan Koç geldi.

  • Onur alt ligden geldi bu yüzden acaba 1.ligde nasıl oynar soruları olabilir.
  • Geçen sezon neredeyse banko çekmiş Onur.
  • Ve geçen sezonki takımı şampiyonluğu kovalayıp yükselme grubunda kaybetmiş.
  • Hazır bir adam.
  • Belki üç dört hafta bir ritim sorunu yaşar 1.lige ayak uydurma konusunda.
  • Aslında bu iş, örneğin ilk maçta doğru bir müdahale, etkili bir par, şık bir hareket ile çözülebilir ve savunmanın belkemiği olur Onur.
  • Bizimki bir yorum sonuçta.

Tuna, kalibresini ortaya koymuş bir oyuncu. Belki, geçen sezon az oynamış olması bir sorun yaratır, diye düşünülebilir. Ama yatarak da geçirmemiş, üstelik şimdi sıkı bir kamp döneminden geçiyor. Orada canımız pek sıkılmayacak bence.

  • Okan Koç, yıldız adayıydı BJK’ye transfer olduğunda.
  • Ama o macera uzun sürmedi.
  • Sonra istikrarsız sezonlar, dikiş tutturamama…
  • Adanaspor onun son fırsatı bence. Adanaspor’da olmak ve Levent Erişle çalışmak onun için bir şanstır ve bu şansı iyi değerlendirecektir.
  • Veya şöyle diyeyim; bu fırsatı iyi değerlendirmek zorundadır.

Hüseyin Yoğurtçu en hazır isim anlaşılan. Bir karşılaştırma yaparsak, tabi alınan bilgilere göre söylüyorum bunu, Hüseyin iyi bir transferimizdir.

  • Sırada Ramazan Sal var Levent Eriş’in açıklamalarına göre.

Bu durumda geçen sezon en arızalı bölgemiz böylece en sorunsuz yer olacak. Bu da en çok kalecileri mutlu edecek, dolayısıyla da bizi daha huzurlu kılacak.

  • Kbong ve Mbilla neden böyle atraksiyonlara girdiler bilmiyorum.
  • Vardır bir açıklamaları.
  • Kulüp, bizden kaynaklanan bir sorun yok diyor ve ben bu açıklamaya bakarım.
  • Ötede zaten bir açıklama veya bir gerekçe yok.
  • Neye kime göre hareket ediyorlar?
  • Neyse dilerim affettirirler kendilerini.
Yazar: Editor
2011-07-22 00:53:04

Yine

Aynı konuyu bir süre önce işlemiştik; Kenan ile Ramazan…

Buradan sadece bir öneride bulunabiliriz, sınırlı da olsa bir futbol izleyiciliğine dayanarak, ötesine müdahale etmek içimizden de gelmez gücümüz de yetmez.

  • Ama hazır ligler uzağa gitmişken,
  • hazır dönemi de böylece ferahlamışken,
  • geçen sezonun başarıları veya başarısızlıkları soğumuşken,
  • ki adını andığımız topçular başarılı bir sezon geçirmiştir
  • ve bu futbolcuların özellikle son üç sezonları gayet iyi geçmişken 
  • bu esnada piyasa da muhtemelen durulmuştur,
  • biz buradan ısrarla GBB’den Kenan ile Ramazan deriz.
  • Vallahi kendi egolarımız için değil,
  • biz dedik oldu hazzı için değil,
  • Adanaspor için,
  • bir şampiyonluk iddiası için diyoruz bunu. 
  • Ve bu yolda çok önemli iki adım olacağını şahsen garanti ederim,
  • hakkaten...
  • Tabi bir yere gitmedilerse;
  • Kenan İle Ramazan.
  • Süper olur…
Yazar: Editor
2011-07-09 19:59:45

Tantanacılık*

http://paxarcana.files.wordpress.com/2009/07/bandito.gif

Eski hakemlerden biri anlatıyor, bir tür tantanacılığı.

Muhtemelen bilinen bir hikâyedir.

  • Örneğin bir adam,  
  • İddaa vurguncularına veya ne bileyim ilgilisine, ben bu maçı hakemden bağlarım diyor.
  • Ama şu kadar para…
  • Anlaşma oluyor. Örnekteki adam bir yolunu bulup hakem odasına girerse ne ala, bir selam ver çık.
  • Değilse koridorda bir merhabalaşma, iyi maç temennileri, belki bir tokalaşma bile senaryo için yeterli olabiliyor.
  • Karşı tarafa bir mizansen verilmiştir çünkü.
  • Maç tantanacının istediği gibi biterse ne güzel, ortada hiçbir şey yokken paralar cepte…

Ne kalır geriye?

Söylenti ve tantana kalır: ))

Ve topunu düzgünce oynamaya çalışanların da başına gelebilecek bir bela...

_________________

*Tantanacılık: “Kavga ediyormuş gibi davranarak dikkat dağıtıp hırsızlık yapma yöntemi.”

Yazar: Editor
2011-06-15 07:52:23
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-66891/nn.jpg

Bir “Nokta Transfer” lafıdır gidiyor memlekette. Büyüğünden küçüğüne her takım bir veya birkaç nokta transfer peşindedir. Ama ne ola ki bu nokta transfer?

Az adam almak mıdır? Ve bunun yumuşak bir ifadesi midir? Fazla transfer yapacak bütçemiz yoktur efendim. Nokta!

  • İhtiyaca göre transfer midir nokta transfer dedikleri?
  • Bir kaleci,
  • bir libero,
  • iki stoper,
  • iki orta saha,
  • bir forvet alıp transferi kapatmak nokta transfer midir?
  • Nereden saysak yedi adam ediyor bu.
  • O zaman 7 nokta transfer oluyor.

Yoksa “bakın efendim biz işimizi ciddiye alıyoruz ve alacağımız oyuncuyu iyice araştırıyoruz, hem maddi hem manevi yönden” demenin lisanımünasip olanı mıdır?

Hem “5 transfer” yapmanın, “5 nokta transfer” yapmadan farkı nedir ki?

  • Tam da mevkisinin adamlarını alacağız, demek midir acaba?

Ama normal kulüpler, normal transferlerini zaten öyle yapmazlar mı? İhtiyaca göre, ince eleyip sık dokuyarak, parayı çarçur etmeden, açık olan mevkiye…

  • Belki de “kadroyu tamamen değiştirmeden işe girişmek”
  • anlamında kullanıyorlar bunu.
  • Örneğin futbola 3. ligden döndüğümüz sene nokta transfer yapmak gibi bir durumumuz yoktu
  • çünkü o noktayı koyacak bir şey yoktu.

Neyse, o nokta transfer dedikleri iyi bir şey olsa gerek. Bekleyip görelim. Ama noktalı virgül transfer desek biz; malum şampiyonluk iddiamız var, transfer sezonu bitmeden bir iki isme ihtiyaç olabilir ayriyeten: ))

(Fakat o “nokta transfer” ifadesindeki noktanın bu soğuk esprimdeki noktalı virgül ile bir ilgisi yoktur zannederim; )

Yazar: Editor
2011-06-01 15:19:27
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-62036/kaplanpenche_ersan_adanaspor.jpg

Galatasaray yönetimi Ersan için Adanaspor'a resmi teklifte bulundu.

Görüşme pazartesi. 

Kaynak: NTVSPOR

“Geçtiğimiz sezon kiralık olarak Beşiktaş forması giyen Adem Ersan Gülüm, Galatasaray yolunda. Galatasaraylı yöneticiler ve Adanaspor Başkanı Bayram Akgül pazartesi günü Ersan'ın transferi için bir araya gelecek.

  • Adanaspor'un defans oyuncusu Ersan Gülüm için
  • Beşiktaş'ın anlaşma sağlayamamasının ardından
  • devreye sarı kırmızılı ekip girdi.
  • Geçtiğimiz cuma günü Adanaspor Başkanı Bayram Akgül ile Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören bir araya gelmiş
  • ve Ersan'ın bonservisi konusunda anlaşmaya varamamıştı.

Bu gelişmenin ardından başarılı defans oyuncusu için girişimlere başlayan Galatasaray, bu transferi noktalandırmak üzere. Bayram Akgül ile pazartesi günü görüşecek Galatasaraylı yöneticilerin, Ersan'ın bonservisi için Beşiktaş'ın teklif ettiği rakamın üzerine çıkması bekleniyor.”

Dileriz bu iş pazartesi günü biter ve biz de kendi transferlerimize bakarız artık. Çok uzadı değil mi!

Yazar: Editor
2011-05-28 12:47:24
http://3.bp.blogspot.com/-DK7S_kwC0ts/TeCsGX4rMEI/AAAAAAAACpI/weu6mTqSfds/s1600/aztekilk.gif

http://astekler.blogspot.com/'dan

Adanaspor ve Ersan

Adanaspor ile Bjk arasında
bir anlaşma sağlanamamış,
Ersan konusunda;
iyi olmuş,
bunlar işi bedavaya getirme telaşında,
sanırım eski transfer politikalarını
akılları sıra temize çekiyor, nereden?
Bizim üzerimizden.
Dün gazetenin birinde
şöyle bir açıklama vardı Bjk'nin başkanından;
fiyatı düşürmeye çalışacağız,
özet buydu yani.
arada bir sözlü protokol var, sezon başında alınmış
4 milyon € gibi,
E?
Bjk başkanı bunu düşürmeye çalışıyor.
Vay be!
Koca Bjk'nin koca başkanı bu sözlü protokolü yok sayıyor ve kıvırıyor veya yan çiziyor.
Bizim başkan ne yapıyor?
Harbi Adanalı, önce söz verdiği gibi Bjk ile görüşüyor!
Sonra?
Sonrası ortada,
Ersan, Adanaspor'un çıkarları doğrultusunda hak edilen fiyatı veren takıma gidecek!
Bu kadar!

Ersan'a Not:
Sevgili Ersan,
ille de Bjk diye tutturma,
bak, adamlar senin için verdikleri sözü bile tutmuyorlar,
yani sana verdikleri değer budur!
Ersan'ı onlar, senin Bjk'yi gördüğün gibi görmüyorlar.
Unutma,
büyük(!) takımların da yöneticilerinin de taraftarlarının da vefası olmaz!
Sen bizim sevgimize inan ve kariyerine bak!
Saygılar!

Yazar: Editor
2011-04-24 20:10:42

Biz buradan öyle bir sürü hesap yapıyoruz ya, keyfimize göre, ya da ben yapıyorum şu can sıkıntısında. Şu şöyle olur bu böyle olur, diye. Olmuyor işte. Bu işler bu BA 1.ligde kafadan hesaplarla olmuyor.

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-48583/sask%C4%B1n_kaplan.jpg
  • Akhisar evinde Bolu’yu devirip
  • 3 puanı aldı ve 29’a vardı.
  • Geçen haftanın kahramanı Altay
  • evinde Kartal ile beraberliğe razı olunca
  • içinde bulunduğumuz kaos,
  • statükosunu korumuş olarak kaldı.
  • Oysa en iyi ihtimalle
  • Akhisar tek puan alırdı hesabımca,
  • hatta yenilirdi
  • ve Altay da rakibini yenerdi
  • ve de bu kümede kalma kavgasını
  • Akhisar ile Kartal arasında bırakırdı.
  • Bırakırları yani Bolu İle Altay...
  • Olmadı işte,
  • Bolu bırakın şampiyonluğu  ilk 6'yı bile zora soktu
  • Altay da son iki maçına karın ağrılarıyla giriyor...
  • Öyle...

Hay bin kunduz, diyesim geliyor kendi açımızdan…

Anlaşılan odur ki Gaziantep’teki maç en azından benim zannettiğim kadar rahat geçmeyecek puan averajı bakımından.

Haftaya Rize maçını da düşününce, bu deplasmandan en az 1 puan almak şart oldu.

Bu arada, Mersin, tüm rakiplerine karşı bir avantaj elde etti Giresun galibiyetiyle. Şimdi onların karşısındaki tek rakip Gaziantep BB!

Yazar: Editor
2011-04-17 19:36:59

Sezonun en vasat oyunu ile adeta yıllar sonra bir galibiyet aldık. Bu maçı TV’den izleyenler bu iki takımın küme düşme hattında olmayı hak ettiğini düşünür haklı olarak.

http://ul.gcg.me/files/2009-09/adanaspor_kaplanpenche.jpg

  • Ama şikayetçi miyim bu durumdan,  
  • bu maç için?
  • Hayır?
  • Bize gereken 3 puandı
  • ve onu aldık.

Altay’ın deplasman galibiyeti, Kartal’ın üçlüğünden sonra bizim aldığımız puanlar çok kıymetli olmuştur.

  • Vasat oyun dedim
  • ama rakibin bir direği bir de ikinci yarıda ciddi bir atağı vardı
  • bunun dışında forvet biraz becerikli olsaydı son hamlelerde
  • skoru rahatça beşlerdik.
  • Kaçmayacak goller kaçtı çünkü.

Maçın en eğlenceli yanı rakibin bir tür asistinde Mbilla’nın 14. gol sevinci ve arozözün tribünleri sulamasıydı. Onun dışında başta vurguladığımız gibi pek sıradan bir maçtı.

Ve fakat mevsim normallerinin çok üstündeki o sıcağı da yok saymadan yapmalı bu eleştiriyi...

  • Uzun tahlillere gerek yok.
  • Kazasız bir maç olmuştur en nihayetinde
  • ki haftalar sonra gol yemeden tamamladık bir maçı.
  • Ne güzel bir şey bu…
Yazar: Editor
2011-02-06 21:36:09

Yenilgi

Bolu’da beklenen oldu… Bir kez daha hezimetle dönüyoruz Bolu’dan… Hem de Osman Özdemir’in arkadaşlarının “pozitif futbol oynuyor Adanaspor” dedikleri bir dönemde, on kişi kalmış rakipten üç yiyor Adanaspor…

Kalede malum kaleci var yine; çünkü Osman Özdemir malum kalecinin performansından çok memnun…

Maçın teknik, taktik analizine girmeyeceğim hiç; Çünkü olmayan bir şeyden söz edemezsiniz… Boluspor adına konuşabilirsiniz ancak ki adamlar on kişi ile yapmışlardır yapacaklarını zaten… Ben olayın başka bir boyutundayım…

Birincisi, ligde kötü bir durumdasınız, evinizde ligin sonundaki takımlardan birine yenilmişsiniz ve rakibiniz çok güçlü… Daha maç oynanmadan Osman Özdemir maç sonu çarşambaya kadar izin ilan ediyor… E be güzel kardeşim, hangi başarıyı gösterdi ki senin futbolcuların sen onlara daha maç oynanmadan tatil ilan ediyorsun…

İkincisi, geçen gün Spor Ekstra programı ile ilgili görüşlerimi yazmıştım… Şimdi o programın sorumlusu Serkan ŞENYÜREK’e soruyorum:

 

1)      Maçı çıplak gözle izleyenler, yorumlarında Tolga’nın katkısı ile Bolu üç attı diyorlar… Kartal maçındaki üç golde de kaleci hatası yok, taraftar orta parmak hareketine takılı kaldı diyordun, hala o malum kalecinin Adanalı olması ile övünüyor musun?

On kişi kalmış rakibi bitirsin diye sahaya sürülen Bülent Bölükbaşı için hala Adana markası diyebiliyor musun?

2)      “Bolu maçları bizim için hep kötü geçti. Hatta bize Bolu’da bu Adanaspor küme düşer dediler. Ne olur Hocam, Bolu’yu yenelim.” diyerek bir anlamda hak etmediği halde yücelttiğin Osman Özdemir, şu an karşında olsa yine soru sormaktan, sıkıştırmaktan çekinir miydin?

3)      Her yenilginin ardından taraftarı bilinçsizlikle, Bayram Başkan’ı yalnız bırakmakla suçlayan yazılarına Bolu maçından sonra da devam edebilecek misin? Belki de Tolga’sını ıslıklayarak üzmüşüzdür(!) Sayın Başkan’ı, ne dersin?

4)      Hala, “Adanaspor’u seviyorsanız” diye duygu sömürüsü yapmaya devam edecek misin? Hala yönetimsel hataların arkasında durup Bayram Başkan’ın yanlışı olamaz tezinde          ayak direyecek misin?

 

Siyaset felsefesinde ünlü bir söz vardır: “güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar.” denir. Adanaspor’u yoktan var etti, Adanaspor’u kapanmaktan kurtardı, diye diye Bayram Başkan’ı da mutlak güce ulaştırdınız, Sayın ŞENYÜREK… Artık Bayram Başkan, o malum kaleci için taraftarı da, koskoca bir çınar olan Adanaspor’u da yok sayacak noktadadır.

Çünkü her yenilginin arkasında, her başarısızlığın temelinde “ADANALI” olmaları ile övündüğünüz futbolcular vardır ve Bayram Başkan’a hep birlikte bağırmaktadırlar: “Padişahım çok yaşa”

 Bu  taraftarın sesini duyurmanız gerekirken, Adanaspor’un temiz mazisine saygı göstermeniz gerekirken yazdığınız yazılar ve yaptığınız programlarla taraftarı “Padişahım çok yaşa” korosuna dahil etmeye çalıştığınızın farkında mısınız? Açın gözlerinizi ve iyi bakın olaylara, kulağınızı tribüne verip iyi dinleyin onları, çünkü katıksız ve karşılıksız sevenler var orada ve içleri kan ağlayarak haykırıyorlar:

“Adanaspor o malum kaleciden daha büyüktür… “ duyuyor musunuz?

“Osman Özdemir, bu takıma hiçbir şey veremez” görmüyor musunuz?

“Bayram Başkan, sizin gibi yorumcular sayesinde diktasını ilan etti.” Farkında değil misiniz?

 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2011-02-03 11:19:57

Halkın Talepleri, Mısır ve Türkiye

http://siirtgundemi.com/resim/misir_isyani_600.jpg

Başbakanımız Mısır’a akıl veriyor. Halkın taleplerine kulak verin diyor. Yandaş basın da bu açıklamayı dünyada bomba etkisi yarattı diye alkışlıyor. Övgü delisi olduk. Zannederiz ki âlemin kralıyız.

  • Bu arada ülkemizde eylemler olurken,
  • yani halkımızın çeşitli talepleri olurken
  • bu talepler eylemler karşılığını buluyor.
  • Nasıl buluyor?
  • Coplarla,
  • biberli gazlarla,
  • şu zemheride tazyikli sularla…

Halkın taleplerine kulak vermek…

Hiçbir zaman böyle bir çifte standarda tanık olunmamıştır veya içtensizliğe.

Torba yasaya karşı bugün Ankara’da eylem var. Meclis çevresinde insan zinciri olacak. Hükümet erki ne diyor? Müdahale ederiz diyor.

  • Çünkü onlara göre halkın talepleri
  • kendi seçmenlerinin talepleridir,
  • halkın kendisi de yine Akp taraftarlarıdır.
  • Ötesi?
  • Mutlaka teröristtir.
  • Huzuru bozmaya,
  • refah düzeyimizi düşürmeye çalışan şuursuz kitlelerdir.

Halkın taleplerine kulak vermekmiş…

Yazar: Editor
2011-01-28 16:27:35

Seyri Kıymetli Bir Maç

  • Mersin maçını cumartesi oyna
  • dön Kartal maçını pazartesi oynayacak ol…
  • Of of, çok ara var çok…
  • Sahaya gidip takımı izlemeyi özledik.
  • Ama hasret bitecek gibi değil,
  • sonra Bolu’ya git,
  • sonra bir hafta bekle
  • sonra Tavşanlı’ya git…
  • Düzeltme: Arada Giresun konuk oluyor 5 Ocak'a...
  • Bu ariada rakiplere de dikkat. Bolu ve Tavşanlı L.
  • İkisi de fena yükselişte.
  • Neyse, o husus şimdilik dert değil.

Yani, Kartal maçından sonra evde bir maç izlemek için üç hafta mı bekleyeceğiz. Ama Bolu buradan kaç km yazar acaba? Sonra yolda bir hafta oyalanıp Tavşanlı’ya geçilir diyeceğim ve fakat bir hafta ara var. Oldu mu iki hafta. (Tekrar düzeltme: Giresun geliyor o iki maç arası. Bu yazdıklarım nasıl da boşa düştü: )) kalsın be: )) Hani o arada bir Las Vegas filan olsaydı belki hızlı geçerdi zaman. Ne bileyim, tam bu sırada ben filmlerin yalancısıyım. Film dedim de… az önce Onur Ünlü’nün yazıp yönettiği Polis adlı filmi izledim. Başoyuncu Haluk Bilginer. Güzel bir filmdi be. Hani bunu Tarantino çekseydi millet bayılırdı. Öyle yani.

  • Ben konumuza döneyim.
  • Şu arada bir maçımız var.
  • Yukarıda bahsettiğimiz sebeplerden dolayı
  • seyir zevki bizim için çok yüksek.
  • Çölde su bulmuş gibi saldırırız maça.
  • Çok lezzetli bir maç olacak neticede, taraftar için.
  • Bu yüzden lütfen kimseler
  • sahada veya kulübede
  • heyecanla beklediğimiz şu güzelim maçı bize zehir zıkkım etmesin.
  • Derim
  • ve sabırsızca bu maçı beklerim…
Yazar: Editor
2011-01-20 08:09:12
Her Şey Yalan Bu Gerçek 

 

Yarından sonra bir Mersin maçı var. Yani yine bir Mersin maçı, yine gerginlik, yine mesele…

Aşılır. Aradaki gerginliğe bakışımızı defaten yazmıştık. Nedir, nedendir, nasıldır diye. Olacak böyle atraksiyonlar. Bu da heyecan verir. Yeter ki kimsenin canı yanmasın.

  • 7 senedir yenilmediğimiz bir Mersin, bir haberde öyle yazıyor.
  • Yine yenilmeyiz.
  • TV’den de sahadan da izlediğim Mersin bizi yenecek çapta bir takım değil.
  • Ama bu arada nasıl takviyeler yaptılar onu bilmiyorum.
  • Fakat bildiğim, takviyelerin he zaman işe yaramadığıdır.
  • Bir de orada Nurullah Sağlam’ın takıma bir hava verdiğini de kenara not düşmeli.

Yenileceğimizi hiç zannetmiyorum. Oluşacak tribün baskısını bizim futbolcularımız artık aşacak tecrübededir. Hatta o handikabı bir avantaja bile dönüştürebiliriz.

  • Yener miyiz? Yeneriz?
  • Beraberlik nasıl olur? İdare eder.
  • Yenilirsek? E canım 7 senede bir yenilelim, ne olur ki, kıyamet mi kopar; ))

Fakat yenilmeyiz. Rahat olalım, yeter ki…

Siz “o yeter ki”yi biliyorsunuz.

Sevgiler ve hürmetler efendim…

Yazar: Editor
2011-01-05 10:35:55

5 Ocak’a, Kurtuluşa Dair 

“Her savaş gibi bu savaşın da bir sonu vardı. Geriye kalanlar acı ve gözyaşı oldu. Zoraki konuklar evlerine döndüler. Yıllardır beraber yaşadıkları insanları dışlamak için ayaklanan eski yerliler konuk oldular. 1 Aralık 1921'de Hükümet konağındaki Fransız Bayrağı yerine Türk bayrağı çekilirken, Vali Vekili Abdurahman Bağdatlı, Hafız Mahmut, Savcı Zihni Hoca, Belediye Reisi Şeyh Galip oğlu Kemal Adana Postası Gazetesi sahibi Giritli İlhami Fransızlarla beraber Adana’yı terk ederken ihanetlerinin bedelini ülkelerinden ayrılmakla ödüyorlardı. Yine ihanet içinde olan 150'likler listesine giren Ferda gazetesi sahibi Ali İlmi Türk birliklerinin Adana'ya girdiği gün inanılmaz bir değişimle bir gecede Kemalist olmuş, Ertesi gün iki kardeşini de alarak İskenderun’a kaçmıştır.

20 Aralık 1921 Salı günü Kolordu Caddesi (bugünkü İnönü Caddesi insan seliydi). Halk saat 12 civarı Giritli Mahallesi (Şimdiki Atatürk Parkına) akına başladı. Daha sonra Türk Birliklerinin Şakirpaşa'ya geldiği haberi ulaşmıştı. Askerler büyük coşku ile karşılandı, kalabalık bugünkü İstiklal Ortaokulunun olduğu Frakleyn Buyyon'un konutuna yöneldi. Burada Törenler düzenlendi. 20 Aralık'ta Adana şehri teslim alınsa da şehrin Fransızlarca tamamen terkini baz alarak 5 Ocak Adana'nın kurtuluş tarihi olarak kabul edilmiştir.

Bu savaşın anlamı bir taraf için özgürlüktü, emperyalizme karşı çıkmaktı diğer taraf için ise söylenebilecek sözleri Fransız Generali Düfyö Şimdiki Motor Sanat Enstitüsünün batısına düşen Fransız askerlerinin gömüldüğü mezarlığı ziyaretinde söyledi. General Düfyö’nün dilinden buraya çelenk koyarken " Ey Fransız askerleri, sizlerin kanlarınızı boşuna akıttık" sözcükleri dökülüyordu.”

[Yrd. Doç. Dr. İsmail Güneş’in bir makalesinden alıntıdır.]

Yazar: Editor
2010-12-27 11:07:13

Ve 2010 Bitti Gitti 

Ve yılın son haftası. Yarın bir gün gazeteler yazmaya başlar 2010’da neler oldu diye. Ben bu yazıyla başlayayım hemen. Neleri hatırlayabileceğiz bir bakalım.

 
  1. Aynı hükümetle girdik seneye. Doğruymuş demek, neyle-nasıl başlarsan o yıl öyle gider dedikleri.
  2. Ferhan Şensoy’un “Derya Baykal’dan kurtuldum (eski karısı oluyor) ama Deniz Baykal’dan kurtulamadım.” Sözü bir anlam taşımıyor artık. Deniz bitti…
  3. Bursaspor 2. Anadolu futbol ihtilalini gerçekleştirdi.
  4. Fenerbahçe bir kez daha son maçta verdi ligi. Ama önce şampiyon olduğunu zanneti.
  5. İspanya dünya şampiyonu oldu.
  6. Mesut Özil Alman milli takımı seçtiği için çok eleştirildi.
  7. Aynı Mesut, Real Madrid’e transfer oldu. Bu transfer basınımızda olay oldu. Mevzu arayan, bulamayınca yaratan medya bu hazır habere daldı. Sanırım Mesut orada iyi değil, çünkü bu ara bu konuda medyamız pek sessiz. Yoksa ben mi çok ilgisizim.
  8. Adanaspor’umuz Bucaspor ile kafa kafaya girdiği ligi ikili averajla kaybetti. İstanbul’daki son maçlarda da istediğini bulamadı.
  9. Adanaspor lige yine K.K. ile başladı şimdiden 4. hocayı buldu.
  10. Akp referandumu bir şekilde “geçirdi”. Kimisini uyuttu kimisini kendine uydurdu, yani riayet ettirdi.
  11. Referandum sürecinde kimi solcuların aslında gayet gafil birer liberal olduğu anlaşıldı.
  12. Yani referandum bir nevi turnusol kâğıdı oldu.
  13. Maden kazaları oldu. Birileri buna, üstelik devlet düzeyinde kader dedi.
  14. Oysa Şili’de onlarca madenci haftalar sonra sağ salim kurtarıldı. Birileri de buradan, ama içinden, bu da kader, demiştir bir önceki maddeye göre.
  15. Egemen Bağış baş müzakereci ve bakan olarak girdiği seneyi korkarak zannederim ki aynı pozisyonda bitirecek. Hay Allah! Biri onu durdursun ama.
  16. Muhalifler yine coplandı, tartaklandı, her sene olduğu gibi.
  17. Yumurtalı direniş fena korkutmuştur.
  18. Yumurtanın sağlığa zararlı olduğu ve kapalı veya açık mekânlarda yumurtanın kullanılmasının günaha davet olduğu yönünde fetva verilmesi talebi hükümet tarafından niyaz edildi. Edilebilirdi. Etmemişlerse de niyetlenmişlerdi. Akıllarından geçmiş de olabilir. Tamam, ben uydurdum bunu.
  19. Fakat şu yumurta meselesi hükümet tarafında soruna bir dalga geçme çiğliğinde de olsa, espriyle yaklaşabilme meziyetinin görünür olmasını sağlamıştır.
  20. Cumhuriyetin en eski partisi, memleketin en örgütsüz örgütlenmesi gibi bir fotoğraf vermeye devam ediyor.
  21. Akp, egemenlik alanı dışındaki Kürtleri Akplileştirmeye çalışırken, o irade dışında kalan Kürtler buna direnirken Apo ve Fethullah yakınlaşması görülür oldu.
  22. Hükümet erki, liboş ve bu …oş’luğa yakın yazar çizer takımını daha çok etkiler oldu.
  23. Muktedir olan kendi sanatını, sanatçısını, TV’sini, gazetesini, sinemacısını, futbolcusunu, yorumcusunu, analizcisini, futbol takımını, yöneticisini ve daha birçok şeyini yaratmış, devşirmiş, yetiştirmiş ve saireymiş…
  24. Ahmet Kaya’yı siyasi argüman olarak kullanmak Akp’nin sanat-sol-Kürt eksenlerinde bir üçyüzlülük fotoğrafı oldu.
  25. Bu sene zarfında memlekette daha birçok şey oldu. İlk hamlede aklıma gelenler bunlardır. Bir özetse niyet, zannederim ki bunlar yeterlidir.
Yazar: Editor
2010-12-17 11:30:56

Laf Salatası

 

Yarın ilk yarının son maçı. Rakip, son zamanlarda tribün düzeyinde ama bilmem ki niye limoni olduğumuz bir Altay var. “Büyük Altay”. Namları bu. Bankaysa Günlüğü’nde Metin Tekin’in sözleri yanlış anlaşılınca onlar da taraftarlarının niteliği ve niceliği konusunda bir hassasiyeti ifade ediverdiler. Alınganlık.

  • Futbolda büyüklük,
  • efsane olmak falan filan benim kendime yakıştıracağım sıfatlar sanlar değildir.
  • Yaptıklarınla ilgilidir daha çok.
  • Bunu tarih yazar daha çok.
  • Lakin taraftar camiayla birlikte onu kendinde manen görüyorsa eyvallah,
  • ona saygım sonsuzdur.
  • Nasıl ki en kısa yol bildiğin yolsa,
  • en güzel araba kullandığın arabaysa,
  • en klâs takım da tuttuğun takımdır.
  • Böyledir bu işler.

Fakat ben hala anlamış değilim Altay taraftarı Adanaspor’a karşı neden “atarlı”lar bu aralar. Ne oldu ki? Yoksa şu taş atma meselesi mi? Ama o maçın devamında biz zaten çektik cezamızı en ağır şekilde. Adeta şampiyonluk o maçta gitti. Gerçi tribün kendi cezasını kendi keser diyeceksiniz. O da başka bir şenlik.

  • Derken aklıma bir şarklı geldi,
  • “festival gibisin, katılmak istiyorum” diye.
  • Ne bileyim kimin.
  • Duymuşum bir yerden.
  • Böyle şarkı sözleri de var.
  • Manasını kafadan kaybetmiş gitmiş.
  • Evet, manasızdır çoğu zaman tribünlerin bu işleri.
  • Ama işte biz de bazen bu festivale katılıyoruz.

Altay deplasmanı… Onları korkulu rüyası olan Fevzi bu maçta yok. Keşke olsaydı. Keserdi işi orada. Fevzi de Altay’a karşı atarlı o manada: )) Bu arada Fevzi’nin Adanaspor camiasında art niyetli işler yaptığına hala inanmıyorum ben. Yanılmamak istiyorum.

  • Altay maçı ne mi olur?
  • Şu kargaşa içinde,
  • Osman hocanın futbolculuğundan kalan ağır hali dahilinde
  • ve çapsızlığında
  • ve oyuna müdahale aczinde,
  • futbolcu tercihlerinin yanlışlığında
  • Rize maçı öncesindeki cevabı vereyim:
  • Ben Ne Bileyim!

Yoksa olağan koşullar dahilinde, eksiklere rağmen biz bu Adanaspor’la, o Altay’a 3 atar geliriz. Derim, derim de bu hava ve zemin koşullarında diyemem, diyebilemem.

Ah ulan!

Yazar: Editor
2010-11-29 07:51:18

Maçtan Notlar

1 Puanı  Kurtardık

Temsilcimiz Adanaspor sezona 3 sezondur olduğu gibi Süper Lig hedefi ile başladı. Fakat bir türlü istediği sonuçları alamayan Adanaspor, 4 hocayla Ligi 13. haftaya kadar getirdi. Adanaspor bu hafta sonu, deplasmanda çok iyi oynayan ve puanları toplayan ligin flaş ekibi Gaziantep BŞB'yi konuk etti. Maçın ilk yarısında iki takımda net pozisyonlar yakaladı ama sonuç alamadılar. İlk yarısı 0-0 biten karşılaşmanın ikinci yarısında konuk ekip öne geçmeyi başardı. Adanaspor’un kötü oynadığı ve 1 puanı kurtardığı maç sonrası kaçan galibiyete her iki takım oyuncuları da üzüldü.  

Hakemden Özür

Maçın geneline baktığımızda maçın hakemi Hüseyin Sabancı kötü maç yönetmedi. Verilen kararlarda ve kartlarda hatasız maç yöneten Hüseyin Sabancı 2 tarafa da verdiği Penaltı kararları rakipler tarafından eleştirildi. Maç sonrası çok konuşulan ve bir o kadarda ilginç olan bir konu yaşandı. Adanaspor’a verilen penaltıya çok sayıda oyuncusuyla itiraz eden Gaziantepli oyuncular yan hakemin maç sonrası özür dilediğini pozisyonun penaltı olmadığını söylediler. Ama yorumcular tarafından bu olay Yan hakemin eğer özür dilediyse Orta hakeme büyük saygısızlık yaptığının göstergesidir.  

Kart Sınırı  7’ye çıktı

Maça  5 futbolcusuyla kart sınırında çıkan Adanaspor’da kart sınırında olan futbolcu sayısı 7’ye çıktı. Daha önce Efecan, Fahri, Mbilla, Anıl ve Fevzi kart sınırında olan futbolculardı. Bu futbolculara Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçında yediği kartlarla Kibong ve Recep’te eklendi. Hafta içinde yaptığımız haberlerle futbolcuların dikkatli olması gerektiğini vurgulamıştık. Sınırdakiler kart görmedi ama sayı arttı.  

Rahman ve Emrah

Orta alanda ve Forvette sıkıntı  çekerken sakatlıktan kurtulan ve idmanlara çıkan Emrah Bedir ve Rahman Oğuz Kobya, Kadroya ne zaman girecek merak konusu. Maç sonrası Gazeteciler tarafından bu soru iletildi Osman Özdemir’e. Hocanın verdiği cevap “Bundan önce oynamadılar, Bugünde oynamadılar, Bu bundan sonra oynamayacaklar anlamına gelmez” dedi. Adanaspor’a geldiği günden bu yana hiç faydası olmayan bir Özgürcan’mı? Yoksa oynamaya aç, Büyük umutlarla transfer edilen Emrah Bedir mi? Orta alanda inişli çıkışlı grafik çizen Talha mı? Yoksa sakatlık öncesi oynadığı her maçta bir öncekinden daha fazla katkı koyan Rahman mı? 


 Ahmet Yedek mi Dursun

Beşiktaş patentli Ahmet Dursun transferi yapıldığında Transfer lideri Adanaspor tecrübeli oyuncuları  aldı diye ulusal basında bile haberler yapıldı. Sayalım, Bülent Bölükbaşı, Kemal Aslan, Ahmet Dursun, Fahri Tatan, Özgürcan, Efecan gibi oyuncular. Kemal Aslan piyasada yok, Bülent’in istikrarı yok, Ahmet Dursun Kulübede oturmaya mı geldi, Özgürcan varlığı yokluğu belli değil, Fahri ve Efecan oynuyor. Adanaspor-Gaziantep BŞB maçında takımın penaltıdan beraberlik golünü atan Ahmet Dursun, devamlı yedek kalması konusunda “Ben oynamaya hazırım. Tam anlamıyla maça çıkmaya hazır olduğumu düşünüyorum. Hocanın sistemi gereği yedek kalıyorum hocanın takdiridir. Ama ilk defa Kocaelispor’da dahil bu kadar kulübede oturdum. Görev verilirse ben hazırım” dedi.  

Futbolcunu Yuhalama

Bayram Akgül’ün öncülüğünde Bekir Alpkaya’nın liderliğinde 4-5 hafta önce bir birliktelik oluştu ve Gaziantep maçında da geçen haftalara göre iyi bir destek vardı. Maçın başından sonuna kadar destek verdiler tüm tribünler olarak. Her futbolcu kötü oynar, bunu haberlerimizde yazılarımızda oyununu eleştiririz. Fakat bir grup taraftarın Bülent oyundan alınırken yuhlaması hiçte hoş  bir davranış değildi. Sadece Bülent için değil Adanaspor formasını  kim giyiyorsa ona küfretmek, yuhlamak Adanaspor taraftarına hiçte yakışmıyor.   

Fırsat Teptik

Bir haftayı daha geride bıraktık. İlerde arayacağımız haftalardan olmaz inşallah. Üstteki takımların puan kaybettiği haftada bizimde puan kaybetmemiz kötü oldu. Önemli bir fırsat tepmiş olduk. Geçen sezon gibi bu sene sonunda da ah şunu yenseydik, şununla berabere kalsaydık demeden lig bitsin. Yoksa Yine başımıza çok vururuz. 
Yazar: Editor
2010-11-21 15:43:26

Bir 3'lük Daha

  • Bu bayram bizim için hakikaten bayram oldu kelimenin tam anlamıyla.
  • 9 günlük tatile sığan 6 gol ve 6 puan.
  • Ne güzel bir şey bu!
  • Genel bayram geleneğimizi bozmadık.
  • (Genel diyorum, geçen bayram Bolu'ya evimizde yenilmiştik, gerçi seyircisizdi o maç... Boş geçelim o günleri, ne demiştik, dünü unut: ))
  • İlk deplasman galibiyetimiz oldu.
  • Bu sezon ilk kez iki maçı aldık üst üste.
  •  Uzun zamandır ilk kez üst üste üçer gol atıyoruz. 
  • "Çok Güzel" ilkler.
  • Ama siz de takdir edersiniz ki bu güzelliklerin anlam kazanması bir devamlılık arz etmesiyle ilgilidir.

Maçı dinlemedim. Nedir ne değildir bilmiyorum. Ama şuradan bakınca hiçbir şey bilmeden, Adanaspor'da bir gelişme vardır. Belki, taşlar yerine oturuyor demek daha doğru olur.

Ayrıntılı bilgiler geldikten sonra ayrıca konuşuruz gelişmeleri.

Yazar: Editor
2010-11-12 19:50:40

Nasıl Yeneriz?

  • Bu soruyu her maç öncesinde soruyoruz
  • ve cevap arıyoruz.
  • Taraftarız biz, cevabı o cepheden arıyoruz.
  • Tribünden nasıl görüyorsak öyle arıyoruz.
  • Çözüm üretme aşamasında da
  • yine bir teknik adam gibi değil taraftar gibi hareket ediyoruz.
  • Refleksle…
  • Sevgiyle…
  • Ki bunlar bize yeter!

Yine öyle yapacağız. Mümkün olduğunca “kimseleri incitmeden” veya “incitmemeye çalışarak” bir çift laf edeceğiz.

Bizim geçen seneden beri hatta 3.ligde sıfırdan başladığımızdan beri yaptığımız tüm olumlu işlerin temelinde mücadele vardı. Az yaratıcılık çok mücadele… Tüm sırrımız budur! Bir kere, kim oynarsa oynasın orada savaşmak zorundadır. Savaşmak… Evet, bir kelime de budur. Çünkü bu ayırıcı özelliğimizi kaybettiğimiz dakikada gol yeriz ve o golü biz bu ruh halimizle çıkaramayız kalemizden. Sanırım birinci noktada anlaştık.

Gelelim ikinci aşamaya. Kanımca klasik bir kurgu lazım bize... Kayhanlı Feyzullahlı zamanlarda olduğu gibi, ligleri sarstığımız sezonlarda olduğu gibi. 4 oyuncu savunmada. Ortada 2 oyun kurucu ve sağda solda birer açık, ileride de merkezde 2 forvet… Adanaspor dokusunda olan bir stildir bu.

Kim oynar peki?

  • Önce kaleye morali bozulmamış,
  • kredisi tükenmemiş Zülküf kesinlikle doğru tercihtir.
  • Tersinde, hem Tolgahan
  • hem de Adanaspor kaybetmeye devam edecektir.
  • Kale artık Zülküf’ün olmalıdır!
  • Bir neşter de diğer kaptana atılmalıdır.
  • Çünkü ne yazık ki Bülent
  • bu Adanaspor’un ilacı asla değildir.
  • Orada İlyas’ı mumla arar olduk.
  • Düşünün artık.

Benim yeni hoca konusundaki ölçütüm, hemen hemen tamamen, kaptanları tasfiye edip etmemesiyle ilgili olacaktır. Onun dışında her oyuncu kabulümdür.

Sonra Emrah Bedir! Biri bu konuda bir açıklama yapsın lütfen. Hala mı sakat yoksa hazır mı değil?

  • Düzgün bir tercih,
  • doğru bir diziliş
  • ve birazcık mücadele ile
  • Orduspor’u yener miyiz?
  • Evet, yeneriz!
  • Hiçbir özelliği olmayan,
  • yukarılarda ziyadesiyle eğreti duran Orduspor’u yenmek
  • işten bile değildir.
Yazar: Editor
2010-11-03 11:02:25

Lost ve Bizim Kayboluşumuz

815 sefer sayılı Sidney uçağı esrarengiz bir adanın çekimi nedeniyle havada infilak ettiği için o adaya düştü. Orada hikâye öylece başladı.

Bizim bir tür kayboluş serüvenimizi de bir yerden şöyle başlatalım. Menderes liderliğindeki DP demokrasi vaat ettiği için çok çok oy alarak iktidara geldi. İktidara geldiği için de kendini gerçekten iktidar sandı. Türkiye’de demokrasi, hükümetlerin ve garnitürlerinin faydalandığı bir şey olduğu için lokal ışıkta kaldı. Öyle olduğu için kimseler demokrasiyi göremedi. Böyle olmasına rağmen Adnan Menderes demokrasi yıldızı oldu.

Ada’da kaza sonrası bir kaos yaşandığı için daha güçlü olanlar iradeyi ve idareyi kontrol eder oldu. Bu arada Jack ve Kate birbirinden hoşlandı.

Ülke gerici sarmaldan kurtulamadığı için ve Menderes de iktidarını devam ettirebilmek için o gericiliğe yaslandı. Başbakan o gericiliğe yaslandığı için o gericilik de o başbakana yaslandı. Bunlar birbirine hazin bir şekilde yasladığı için ortaya ucube ikizler çıkar oldu.

Halkın iradesi höt diyene bağlı olduğu için Sait de ada’daki iktidar mücadelesinde sessiz sedasız bir egemenlik kurdu. Kendisi vaktiyle bir işkenceci olduğu için bu incelikleriyle gücünü süsledi.

Adnan Menderes o arada “bu millet isterse hilafeti de getirir” gibi bir şeyler dedi. Ada’da başka birilerinin de olduğu anlaşıldı. Aynı zamanda büyük bir milliyetçi olduğu için, ama öte tarafta Sait-i Nursi’nin İslam mücahidi olduğu için ezanı Türkçeden Arapçaya çevirdi bu enstantanede din derslerini okullara soktu. Hem İslamcı hem de Türkçü olduğu için “Türkiye’yi küçük Amerika yapacağız” dedi. Bunun için Kore’ye Amerikan askerine siper olup ölsün diye asker gönderdi.

Ada’da da Koreli bayan kazazedenin İngilizceyi çok iyi bildiğine tanık olundu. İlerleyen sahnelerde kazazedeler ada’da, ötekilerin tazyiklerine maruz kalmaya başladı. Ötekilerin kim olduğu, neci olduğu pek anlaşılamadığı için orada bir süre anlaşılmaz işler oldu.

Menderes fakir babası olduğu için her mahallede bir zengin olacak dedi. Böylece fakrü zarurete deva olacaktı. Öyle olmadı. Ama Hugo’nun lanetli sayılarla piyangoda en büyük ikramiyeyi kazandığı için deli bir zenginliğe ulaştığı anlaşıldı. Her mahallede değilse de en azından ada’da bir zengin vardı.

Antikomünist bir ideolojiye(!) hizmet etmeyi kendine şiar edindiği için DP hükümeti kredilerle coşturuldu, bu kredilere yaslanan bir ekonomi oluşturuldu. Bu kredileri babasının parası sandığı için DP parayı kendi fikriyatına akıttı.

Ada’da yer altında bir üs olduğu görüldü. Orada bir sürü yiyecek olduğu için varlık içinde yokluk çeken Hugo bu işe çok sevindi. Üste bir düğme, o düğmede adanın kaderi, o kaderde J.Lock’un bir hevesi olduğu için bizi “lan oğlum şimdi ne olacak” diye bir merak sardı.

E, sömürgeci strateji gereği Türkiye’de üsler kuruldu ve egemenlik zaten kayıtsız şartsız milletindi. Menderes de Vatan Cephesi’ni kuruverdi, ölüleri bile bu cepheye kaydetti. Ölüler de zaten ölü oldukları için bu kayda itiraz edemedi.

Ada’da da ölenlerin aslında ölmediğine dair bir şüphe belirdi. Derken, Benjamin Linus adlı gizemli bir muhterem arz-ı endam ettiği için macera yine kendi içinde bir macera kazandı. Menderes, vatanperver bir vatan cephecisi olduğu için “odunu bile mebus yaparım” dedi. Devrin başbakanı öyle dediği için, bu mesele de bir başka meşruiyet kazandığı için meclis kereste deposuna döner oldu. Tabi o arada 6-7 Eylül olayları da oldu ve de olması gerektiği gibi oldu. O demokrasi yıldızı oy alamadığı Kırşehir’i ilçe yaptı. Yine en büyük demokrat olduğu için “Tahkikat Komisyonu”yla muhalefet ve basının faaliyetlerini mercek altına aldı. Fakat adada Lüküs Nermin’e ihtiyaç duyulmadı.

Ada’da vaziyet çetrefil bir hal aldığı için öteki kral Benjamin Linus olaya balıklama daldı. Sawyer, Jack, Kate gibi ağır toplar Benjamin’in eline düştü. Derken Türkiye ilk demokrasi şehitlerini(!) verdi.1961’de DP’nin devamı olması için AP kuruldu. Demirkırat efsanesi(!) bir lanet gibi devam etme zemini buldu.

Ada’da sisli puslu bir “duman” garip işler çeviriyordu ve bu dumanın neci olduğu bir türlü anlaşılmıyordu.Yumuşak bir geçiş için İnönü liderliğinde CHP-AP koalisyonuyla bir hükümet kuruldu.Kral öldü, yaşasın kral. Darbelerle hız alan ve darbelerden haz alan Demirel şapkadan çıktığı için o şapkayı hiç kaptırmadı.  

Ada’da bir de Jakop diye bir başka tanrı ve bu tanrının da adeta bir Zeus hükmünde olduğu anlaşılıyordu. İrili ufaklı darbe girişimlerinin devamında Ragıp Gümüşpala’nın ölümünden sonra DSİ Genel Müdürü Süleyman Demirel AP’nin başına geçti ve o da antikomünist bir Amerikancı demokrasi yıldızı olduğu için %53 oyla 1965’te tek başına iktidar oldu.

Ada’da aslında başka idarecilerin olduğu sezildi. 1966’dan itibaren dünyada bir toplumsal muhalefet dalgası Türkiye’yi de etkisi altına alır oldu. Asıl zeminini işçi hareketinden alan bu muhalefet dalgası bir sınıf mücadelesi kimliğinden soyutlansın diye, efendilerin daha çok ürkmemesi için ‘bir gençlik hareketi’ olarak isimlendirildi. Bunun için de “Bireysel özgürlükler için başkaldırı” olarak nitelendi. Belki de o yüzden 68 menşeli bir kamyon dönek her dönemin adamı oldu. Ada’da herkes birbirine âşık oldu.

Süleyman Demirel patentini ABD’den aldığı için, sırtını abiye vermenin güveniyle önündeki hareket alanını ülke menfaatleri(!) doğrultusunda değerlendirir oldu. 3 senede 200 küsur imam hatip okulu açıldı. Kıratlı Kuran’lar dağıtıldı. İmam hatip mezunları ilkokul öğretmeni oldu. Ve 6.Filo’yu protesto edenlerin üzerine, dinciler hakikatte Amerikancı olduğu için “ABD bizim Kâbe’miz, cihada hazır olun.” diyerek saldırdı.

Olaylar gelişirken o ada hikâyesinde, bir paralel evren olduğu anlaşıldı.9 Mart 1971’de bir başka darbe girişimi “Milli Demokrat Devrim” adıyla “emir komuta” zinciri dışında gelişmiş olduğu için başarısız oldu. J.Lock’u ele geçirip onun bedenine sahip olan “duman”, Benjamin Linus’a adanın ölümsüz kralı Jakop’u öldürttü.

20 Temmuz 1974’de Ecevit, aslında ipine en güzel ve en hızlı cevabı verebilen kukla olduğu için, Ecevit’in hükümeti Kıbrıs Barış Harekâtını başlattı. Hakikatte Ecevit; antikomünist bir Amerikancı olduğu için ve Kıbrıs’ta “Sovyetlerle ilişkileri iyi olan Makarios önderliğinde EOKA’nın tasfiyesi” Amerikancılarca istenir bir şey olmadığı için, devreye sokuldu. Burada bir taşla birkaç kuş vuruldu: Akdeniz Amerikan gölü haline geldi, Makarios’un bağlantısızlık siyaseti alaşağı edildi ve Türkiye’de güçlenen sol fırsat ganimettir dendiği için ve savaşlar müsait ortamlar yarattığı için milliyetçi-militer bir dalganın saldırısına maruz kaldı.

Ada’nın en sinsi ve en tehlikeli adamı olan Benjamin Linus’u kimileri “iyi adam” zannediyordu. Ya da o B. Öyle kurnazca işler yapıyordu ki insanlara hakkına iyi şeyler düşündürtüyordu.

Deniz, Yusuf, Hüseyin… öldürülüyordu…En özet ifadesiyle işçi sınıfının yükselişini kırmak ve devamındaki “faşist” tezgâhların binası için 1 Mayıs, 1977’de meydan 34 ölü ile geçildi.“Allah için savaş, Müslüman Türkiye!” naralarıyla Kahramanmaraş’ta 1978’de, 21-25 Aralıkta 111 kişi resmi rakamlara göre öldürüldü. Süleyman Demirel de iyi bir Müslüman milliyetçi ABDci olduğu için “Bana; sağcılar, milliyetçiler cinayet işliyor, dedirtemezsiniz.” dedi. Çeşitli şehirlerde hassas mahallelerde halk barikatlar kurdu. 4 Temmuz 1980’de Çorum’da yine “resmen” 58 kişi öldü. Demokrasi yıldızlarının ikinci olan Demirel Süleyman bu kez “Çorum’u bırakın, Fatsa’ya bakın” dedi.

Ada’daki hikâyenin sonu nereye varacak diye bir takım sorular beliyordu. Dr. Jack da iktidarını Bazen Sawyer ile bazen de Sait ile paylaşıyordu. Derken efendime söyleyeyim, “Amerika’nın bizim çocukları” darbeyi nihayet 12 Eylül 1980’de gerçekleştirdi. Böylece o katliamlar da daha bir “anlaşılır” oldu. Darbeyi en nihayetinde gerçekleştiren “çocuk” da böyle bir başarının mükâfatı için cumhurbaşkanı oldu. Yol haritası çizildiği, konuşma metni hazır olduğu için “Bizim Çocuk” Kenan Evren ‘muhterem din adamlarının elini öpeceğiz’ dedi. Ne zannettiniz, “emekçi kardeşlerimin nasırlı ellerini sıkacağız” mı diyecekti.

Ada’dan kurtulup dünyaya savrulmak isteyen “duman” ipleri tamamen ele alır oluyordu. Zaten içine girdiği bir beden vardı(öyle bir beden hep olacaktı) ve bu beden de ona meşru bir hareket imkânı tanıyordu.

Nakşî Turgut da Nakşî olduğu için ve önünde duracak bir erk zaten olmadığı için ve zaten o malum erkin yerel erki olduğu için yine deli bir oyla başbakan oldu. Böylece hazin bir şekilde bir Özal ve Papatya devri hâsıl oldu. Türkiye’nin önünü açmak o devirde adeta memleketin bi tarafını açmak gibi olduğu için ülke, tarihinin en büyük yozlaşmasına tanık ve haddizatında bu yozlaşmayı yaşar oldu. Süleyman Demirel bu 3. Demokrasi Yıldızına meydanı fazlaca boş bırakmamak için kafayı şapkadan ara ara uzatır oldu. Şapadanak, “Siyaset dine hizmet edecek.” dedi. Bilmem ki o adamlar zırt pırt öyle şeyler dedikleri ve dediklerini de icra ettikleri için midir nedir bir süre sonra, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı oldu.Amerika’dan vizeyi alamayan başbakan olamadığı için o zaman “vatandaş Çiller” başbakan oldu. O kadar evrak kürek işine ne gerek vardı… Çiller başbakan olduğu için basiretsizlik meşrulaştı.

Ortada zaten atanmış bir başbakan olduğu için, memleket atanmışların at oynattığı bir cinnet dönemi geçirdi. Devlet terörü terörden sayılmadığı için, kurşun atan da yiyen de muteber olduğu için, memleket ambale olduğu için, Süleyman bir daha şapkadan çıktığı için… Ada’da gizemli duman ortalığı toz duman etti. Hikâye karışıktır vesselam. Bu mevzunun da sonu yoktur. Ada’dakiler anlarlar ki kendi kaderlerini tayin kendileri edemedikçe, örneğin “duman”ın onlara çizdiği kaderi yaşamak zorunda kalacaklardır. Zaten o “kara duman” için de kendine bir beden bulmak meseleden filan değildi, birilerini kendi karanlık saflarına türlü vaatlerle çekip... Ki bu sebepten de kazazedeler kendilerine hep mukayyet olmak zorunda kalacaklardı.

Bu arada unutmadan, 2000’lerin başında ülkemiz kendine son demokrasi yıldızını da bulur oluyordu, defalarca uygulanmış olan taktik programlar üzre... Bu olay örgüsü de, kendi neden-sonuç ilişkileriyle günümüze kadar geldi. Eh, kalanı da tüm aktörleri ve figüranları ile malumunuz olan işlerdi. Devamını anlatmaya lüzum yoktur, haddizatında bu kısımlar yıllardır pek güzel anlatılmaktadır.

Yazar: Editor
2010-10-21 08:16:18
Bu Maç
  • Taraftarın önümüzdeki maçtan beklentisi çok net:
  • yenilmeyelim.
  • Karşıyaka 1 hafta arayı kampta geçirip Adanaspor maçı için Çeşme’ye yerleşmiş.
  • İşlerini sıkıya alıyorlar. Evlerindeki ilk galibiyetlerini almak amaçları.
  • Samsun da bizim maçla evlerindeki ilk galibiyetini almıştı.
  • Hatta gol bile atamamışlardı o maça kadar,
  • 3 gol görmüştük kelemizde.
  • Karşıyaka maçının motivasyonu biraz farklı,
  • biraz demem lafın gelişi.
  • Çok farklı.
  • Futbolcularda da durum aynı,
  • taraftarlardaki gibi hissiyat,
  • yenilmeyelim.
  • Yenilmeyelim’i ben diyorum.
  • Yoksa bizde de beklenti ilk deplasman galibiyetini almaktır
  • ve bir hesabı orada kapatmaktır.
  • Hala bir iddiamız olacaksa ligde,
  • bu Karşıyaka maçı o iddia için bir dönüm noktasıdır.
  • Üst sıraların vizesi İzmir’de…
Yazar: Editor
2010-10-13 11:47:22

 De ki Aşk'tır

 

On sekiz Adanaspor şiirinden oluşan De ki Aşk'tır adlı şiir kitabımız hemen hemen hazır. Yakın zamanda kitapçılarda olacaktır.

İsterseniz kitaptan bir şiirin bir bölümünü paylaşalım yine. Şöyle:

___________________

Bir Eski ZamandıSilindirspor 

Bir gazete kupürüdür

70’lerden, bilmem hangi seneden

Bir Adanaspor geçmiş liglerden

Üç büyükler pek mustarip

O sıralar güneyden doğuyor güneş

 

Mürettipler

Mürekkepler

rotatifler

Bir destana tercüman oluyor makineler

 “sekiz sütuna manşetAdana’da ezip geçen bir dehşet” 

Şimdi biz böle diyoruz ya, keyfe keder

Ama ne güzel bir zamandı

İsa, Timuçin, Vedat

Selahattin, Peroviç

Malik, Erhan vardı"

...

Yazar: Editor
2010-10-08 21:42:23

Yenildik

Hep umut hep umut… Bu maça da umutla gittik. Özellikle ilk yarıda bu umudu destekleyen bir oyun vardı. Kaçan net iki pozisyon vardı. Rakibin de iki pozisyonu vardı fakat bizimkiler kadar net değildi.

Ne olduysa ikinci yarı oldu. Rakip oyuna Savaş’ı alarak çift forvete döndü ve sonuç aldı. Bunun karşısında hocamız bir tedbir almadı ve ikinci yarının başında gelen gol, yani korktuğumuz o erken gol direncimizi neredeyse yok etti.

Yenilmezdik, yenebilirdik de. Peki be oldu? Bence kişisel hatalar skoru belirledi. Sağ kanadımızdaki ve göbekteki akıl almaz hatalar bizi bu hazin skora getirdi. Bir de Tolgahan’ın bir maçı alıp koparamaması zaten zor olan işimizi daha da zorlaştırıyor. Galiba kötü defans Tolgahan’ın da eksiklerini daha çok belirginleştiriyor. Böyle olunca da yenilgi kaçınılmaz oluyor.

Ne yazık ki hep kötü goller yiyerek yeniliyoruz. "Ulan, ne güzel bir gol attılar, helal osun." diyebileceğimiz bir tek gol yok kalemizde. Oof of...

Erkin, her maçta iki gol yeriz, bu yüzden galip gelmek için üç gol atmamız gerecek, gibi bir şey söylemişti. Maç sonuçları onu haklı çıkarıyor.

Maç 2–1 bitti aslında, ama tarih saldırırken gol yediğini yazmaz, skoru yazar: 3–1… Bu da canımızı daha çok sıkan bir durum. Hoca takımın son saniyelerde çıkmasını işaret etti beraberlik için. Doğru bir yönlendirmeydi bu. Ama onun dışındaki oyuncu tercihleri çok tartışılacak gibi.

Ve bu sezon ne yazık ki böyle can sıkıcı tartışmalarla geçecek gibi… Yanılayım, şu arızaları bir an önce atlatıp yanılayım…

Yazar: Editor
2010-10-04 16:38:31

Buna da Şükür!

http://ul.gcg.me/files/2010-10/asas.jpg
 

Öyle bir maçı geride bıraktık ki zor bir maçtı demek yetmiyor anlatmaya… Geçen yıl izlediğimiz maçlardan sonra böyle bir maç ağır geliyor bize…

Taraftarın uzun süreden beri ilk kez bu kadar az olduğu, olanların da inançsız, coşkusuz olduğu bir ortamda başladı maç… Tribünlerde bulunan pankartlar ve taraftarın alkışlı protestosu damgasını vurdu maça… “Üvey evlat Adanaspor” “Ya hep beraberiz ya da hiçbir şey” “Ruhunla oyna” Bunlara bir de taraftarın “Sahipsiz Adana” tezahüratını eklerseniz, görüntüyü az çok gözünüzde canlandırabilirsiniz…

 Geride kalan beş haftada taraftarı ile bütünleşememiş futbolcular bir an önce gol bulma telaşına düşünce paniklediler; panikleyince hatalar yaptılar… İlk yarı boyunca sahada futbol adına bir şey göremedik… Göremedik diyorum çünkü rakip zaten bir puana gelmişti… İkinci yarı, biraz daha toparlanmış bir Adanaspor vardı sahada… Özellikle Ahmet Dursun üzerine düşeni fazlasıyla yaptı; bu güzel oyununu bir de golle süsleyince taraftarın alkışları ile ödüllendirildi…

Kalede Tolga, güven vermekten uzaktı… Özellikle iki pozisyon vardı ki çıkıp çıkmamak arasında karasız kalınca rakibe gol pozisyonu verdi… Rakip forvet uyanık olsaydı, bu maçın sonucu böyle olmazdı ve bu sonucun tek sorumlusu Tolga olurdu…

Bülent, bir türlü istediğimiz kıvama gelmiyor… Beklenen oyununu bir türlü gösteremiyor…

Özgürcan son beş dakika içinde oyuna girmesine rağmen çok istekli ve çalışkandı… Gelecek maçlar için bizi umutlandırdı…

Onur, geçen haftaki büyük hatasını affettirme çabası içinde, didindi, durdu; ama ne yaptıysa taraftara yaranamadı…

Maç başında futbolcuları motive etmeyen suskun bir taraftar; maç sonunda ise taraftarın çağrılarına yanıt vermeyen futbolcular vardı ki birlik ve beraberlik açısından olumlu bir görüntü değildi…

Sonuç açısından baktığınızda tek cümle ile özetleyebilirim Tavşanlı maçını : “nasıl olursa olsun üç puan güzel…”

www.kaplanguncesi.blogspot.com

 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-09-24 10:13:53

Açıklama Niyetine

  • 1.Lig B.A. Günlüğüne
  • Öykü Serter ve Tunç Kayacı'ya konuk oldum,
  • konu edebiyat ve futboldu.
  • Genelde konuşmamız bu çerçevede geçecekti.
  • Tabi futboldaki varlık nedenimiz Adanapor olduğu için
  • bu fırsatı takımımız doğrultusunda kullanmayı kendime bir borç bildim,
  • sürenin ve konuşma fırsatının el verdiğince de Adanaspor'u bir başka boyutuyla da özellikle kapanma dönemiz sonrası duygularımıza, düşüncelerimize denk gelen edebi unsurlarla nasıl ilişkilendirdirdiğimizi dile getirmeye çalıştım.
  • Dile getirmeye şalıştım diyorum, çünkü konuk konuşmacıya ayrılan süre
  • bir Adanaspor'u edebiyat çerçevesinde de ayrıca konuşmaya yeterli değildi.
  • sözümüz çoktu
  • lakin zaman yoktu.
  • Ama son sözümüzü de dememek olmazdı:
  • BİZ BİTİ DEMEDEN BİTMEZ.
  • Bu da lige ayrı bir mesajdı.
  • Vira be: ))
Yazar: Editor
2010-09-12 00:07:35

Ağır Abi Bir Hoca Şart Oldu

Yenildik. Bu koşullarda bir galibiyet, çölde bu gibi boncuk boncuk, tadında bir bira gibi olacaktı. Olmadı. Ama aşacağız. Aşmak için de yapmamız gereken işler var. Bu işlerin bir kısmı yönetime bir kısmı topçulara bir kısmı taraftara düşmektedir.

Önce adı ağır olan bir hoca lazım… Dehşet kariyerli biri… Başkanımız bunu son bir hamle olarak yapmalı. Böyle bir isim hem takıma bir hava verir hem de hakemlere bir ayar verir. Çünkü üç haftadır hakemler bize yine zalimce davranıyor. Şu son maçta da Efecan’ın bir penaltısı verilmedi. Hele Mbilla’nın bir atağı kesildi ceza sahası içinde, rezillikti. Öyle… Bu yüzden kulübedeki adamın sahaya da bir gölgesi olacaktır birçok kanattan.

(Örneğin üç haftada o kulübede, örneğin vaktiyle GS veya Milli takım için söylüyorum, pek hazzetmesem de, Fatih Terim gibi bir isim olsaydı, o hakemler eşek gibi çalacaklardı o penaltıları, adam gibi düdük çalacaklardı, Kartal maçındaki dandik penaltı çalınmayacaktı. Tabi tek mesele o hakemler değil…)

Hadi Başkanım, son bir direnç. Yalnızsınız, doğrudur. Ama elimizde şu aşamada en önemli silah böyle bir hoca transferi olacaktır.

Futbolcularımızın moral olarak toparlanmaları kendi sorumluluklarında gibi görülebilir. Belki orada da bilimsel bir destek icap edecektir. İşin terimleriyle konuşmaya gerek yok. Anladınız.

Hazır olmayan bir takım görünümü ağır basıyordu, özellikle defans… Bunun sorumlusu kimidir, bence bir başına futbolcular değildir. Eski Hocadır. Sabahki yazıda son 15 dakika kaygımı dile getirmiştim. Öyle de oldu. Takım son anlarda gitmekte epeyce zorlandı.

Onur Demirtaş destan yazmaya devam ediyor. Efecan mükemmel. Mbilla keşke maça başlayan isim olsaydı. Gelen orta ve attığı gol çok güzeldi. Özgürcan daha çok ister ama Ahmet Dursun çok yakında iyi işler çıkaracak. Fahri de pek sıkı değildi. Bu iki hafta herkese iyi gelecektir. Görkem için de aynı sözleri diyebilirim.

Bolu iyi takım belli. Lakin bizden çok mu iyi? İnanın hayır. Çok bariz defans hatalarıyla yenildik. Bir de Oliveira’yı tutmakta zorlandık, bu da zaten işaret ettiğimiz defans probleminin bir göstergesiydi. Koşulların aleyhimizde olduğu bir maçı kaybetmemiz olağandı. Ama durum her şeye rağmen çok vahim değil. Biraz zaman, o da önümüzde 15 gün olarak duruyor zaten. Bir de moral. Çok acil. Hepimize. Bu da öncelikle taraftara düşüyor.

İnanın taraftar desteğiyle, ama bakın desteğiyle diyorum, alacağımız bir maçtı. Bunu net olarak söylüyorum, ara gazı değil. Artık bu maç bize son ders olsun. Şampiyonluk isteyen taraftar tek yürek olmak zorundadır. Mecburuz buna. Tribünde tüm çatlak sesleri kesip bütün bir taraftar olmak zorundayız, aynı kederi ve keyfi hisseden yürekli insanlar topluluğu...

Bir tek kişi bile hariçten gazel okuyamamalı, takım aleyhinde, maç esnasında. Kozlarımızı maçtan sonra nasıl olsa paylaşırız ama o 90 dakikada tribün mutlak hâkimiyetimizde yani has Adanasporluların kontrolünde olmalı. Bunu için Turbeyler gerekirse ki bence gerekiyor maratonun ortasında olmalı sonuçta 10000 kişiden oluşan bir grup… Yoksa her şeyi takımdan ve başkandan beklemek ayıp kaçacak.

Öyle, hepimize çok iş düşmekte, çok… Hadi o zaman, lige yeniden başlayalım Giresun deplasmanında… Vira…

Yazar: Editor
2010-09-06 20:09:26

Son Durum

Sanırım Bolu maçına bir kez daha Eyüp Arın Hoca çıkacak. Daha önce defalarca yazdık aynı durumda, bu ekip yola devam etsin. Bakın orada ihanet olmaz…

Yeni hoca kim olur? Hepimizi şaşırtan ve belki biraz da kızdıran bir yakın tarihli eski hocamız olabilir o yeni teknik direktör; halef selef, selef halef misali… Heyhat… Ne diyelim, bilmem ki…

Kemal Hoca giderken "benden şampiyonluk istediler, ama istediğim kadroyu kurmadılar, bu futbolculardan bir cacık olmaz" gibisinden laflar etmiş. Bir kez daha ayıp etmiş. Yahu Ersan’ın yerinde Görkem var. Altı üstü 1.lig yahu… Emre’yi sen istemedin, eyvallah destekledik. Ama hazır edebileceğin iki isim de var orada, adamlar ölü değil ya, biri 22 diğeri 32 yaşında, kariyerli isimler…

Orta saha dersen derya… İnsan kimi oynatacağını şaşırır. İlyas ve Muhammed’in yerine gelen her isim çok daha iyi. Geçen yıl kıl payı kaçan şampiyonluk şimdi mi hayal oluyor? Bu futbolcular da bir cacığın kendisi olamıyor öyle mi? Demek Hocanın derdi hazırcılıkmış! Anlaşıldı! Armut piş ağzıma düş! Böylece Kemal Kılıç yeni bir hoca profilini çizmiştir son hamlesiyle: Hazırcı! Zaman ve bu çocuklar gereken cevabı verecektir. Umarım…

Ama vah Kemal Hoca, vah ki vah!

Keşke “kaçtı gitti” yerine "dövüşerek öldü” deseydik senin için. İnan ikincisi daha çok yakışırdı bizde yarattığın imaja… Lakin imaj işte, sana inananlara da vah! Önce bana: ))

Yazar: Editor
2010-08-26 00:46:28

Tanıtım Programı

  • 1.lig takımlarının tanıtım programlarını çekimlerine Adana’da devam edildi.
  • Bu çerçevede Adanaspor.org ile güzel bir söyleşi yapıldı, geçmişten bu güne, bugünden yarına dair ne var ne yok konuşuldu.
  • Adanaspor.org, Adanasporluluk ekseninde nasıl bir duruş sergilediklerini dile getirdiler.
  • En genç spor yazarımız olan Erkut’la da biz dizi görüşme ve çekimler yapıldı: ))
  • Ayrıca sözlük çalışmamızın da üzerinde duruldu.
  • Gündüz Tekin Onay Tribününe dair gelişmeler kayda alındı.
  • Yarın “efsane futbolcular” temalı bölüm için Feyzullah Hoca ile bir çekim yapılacak.
  • Adanaspor’a bir sivil toplum örgütü olarak destek veren Adanaspor Düşünce Platformu ile de yapılanlar, yapılacaklar ve ideallere dair bir görüşme yapılacak.
  • Bir pankart çalışması örneği sonra…
  • Kapandığımız dönemin sonrasındaki duygularımızı anlatan bestenin seslendirilmesi de bir başka çalışma olarak kayda geçecek…

Sonuç?

Niye ettik bu lafları?

  • Bu soruya cevap genel olarak şöyle olabilir:
  • Bir camia bütünlüğü içinde vardır ve o bütünlüğün birlikteliği, uyumu, ortak ideallerin oluşturduğu bağ, bu bağın güçlülüğü en güzel fotoğrafı verecektir.
  • Aslolan da o fotoğrafta tüm Adanasporluların hep birlikte nasıl bir duruş sergilediğidir.
  • İlk andan son ana kadar…
  • en sıradan anlarda, en kritik dönemeçlerde...
  • ve düşünmemiz gereken de o hayati soruya vereceğimiz cevaptır: 
  • Kimin, neyin yanındayız?
  • Cevap sezon boyunca ve hatta sezonlar boyunca orada öylece duracaktır!
  • Gündemden bir ifadeyle tamamlayayım:
  • Ya Adanaspor’un tarafında olacağız, ya da bertaraf olacağız.
Yazar: Editor
2010-08-18 16:17:14

Bekir Çınar Gitti

http://ul.gcg.me/files/2010-08/ankara_tayfas__.jpg

Giderken geriye büyük bir üzüntü bıraktı. Okuduklarımızdan, dinlediklerimizden tanık oluyoruz bu derin üzüntüye. Hep bahsettiğimiz o kimsesizlikte bir insan ölmüştür. Göz göre göre… Çok söze gerek yok burada… Demirsporlu arkadaşlar yazıyor gereğini…

Onu izlediğimiz süreçte Demirspor taraftarının sevgilisi olan Bekir Çınar, gidişiyle Livorno maçıyla yarattığı olağanüstü atmosferin bir başka kapısını aralatmıştır…

Mersin İdmanyurdu taraftar grubu Şeytanlar, başsağlığı için Adana’ya gelerek Çukurova’ya sinmiş o düşmanlığın buharlaşıp gitmesi için alkışlanacak bir adım atmıştır. Demirspor ve Şimşekler Grubu da uzatılan bu ele yine aynı şekilde zarif bir karşılık vermiştir. Ne yazık ki bunların en nihayetinde gerçekleşmesi için bir insanın ölümünün vesile olması gerekiyormuş…

Bekir Çınar gitti, ama gidişiyle geriye hepimize düşen bir vicdani hesaplaşma fotoğrafı ve artık paylaşmamız gereken bir dostluk ve dayanışma fırsatı bırakmıştır. Bizlerin taraftar olarak, bir hatıraya saygı için, yapması gereken bizce bu fırsatı kaçırmamaktır…

Bir saygı anıtı oluşturmak için Bekir Çınar adına Çukurovalı dört takımın (Adanaspor, Demirspor, Mersin İdmanyurdu, Tarsus İdmanyurdu) en kısa zamanda, yıllardır yapılamayan o turnuvayı her yıl, kurumsallaştırarak “Bekir Çınar Turnuvası” olarak hayata geçirmesi gerekmektedir. Biz taraftarlar bu organizasyonu gerçekleştirmek için çabalayalım ve yöneticilerin de duyarlılığını bekleyelim.

Bekir Çınar gitti, fakat geriye en azından ölümünden sonra sahip çıkılması gereken bir isim bıraktı…

Fotoğraf: Ankara Tayfası’ndan...

F/H

Yazar: Editor
2010-08-08 16:47:12

Bir Hafta Mecburi Ara Üzerine

 

  • Şimdi Ankaraspor ligde yok ya.
  • Başka bir sıkıntı peyda oldu gibi bu yeni vaziyette.
  • Gibi diyorum çünkü bu duruma göre değişebilir olumlu veya olumsuz etkileriyle.
  • Biz Ankaraspor’dan gelenle oynayacaktık.
  • Şimdiki durumda bizle oynayacak olan bir hafta dinlenip de karşımıza çıkacak,
  • sakatı varsa iyileştirecek,
  • morali bozuksa düzeltecek,
  • canı sıkkınsa giderecek,
  • kaybetmişse neşesini arayıp bulacak.
  • Yani efendim birçok arızayı nispeten onarıp da gelecekler huzurumuza.
  • Bu durumda aleyhimize bir durumu yaratacak,
  • bir tür haksız rekabet doğuracaktır.
  • Bizim Alper, şu fikstür baştan çekilsin diyor, keyfi kaçmış.
  • Çok da önemli değil bre diyorum,
  • tersi de düşünülebilir çünkü;
  • formunu bulmuş olan bu arada onu kaybedebilir,
  • yakalanan güzel hava dağılabilir,
  • haftayı boş geçen takıma bir hantallık çökebilir,
  • tatil uzadığı için topçunun iştahı kaçabilir,
  • bir rehavettir gidebilir…
  • Görüldüğü gibi aynı durumun hem olumlu hem de olumsuz bakış yanları aranıp bulunabilir.
  • Sonuç? Dert etmeye değmez'dir sonuç...
Yazar: Editor
2010-07-30 13:20:48

Hazırlık

Hazırlık maçlarının sonuçları da önemlidir taraftar için. O tür karşılaşmalarda da yenilmek istemeyiz, can sıkıcıdır. İsteriz ki hep galibiyet olsun. Fakat bu hazırlık maçlarının amacına uygun bir biçimde gerçekleşmesi galibiyetlerden çok daha önemli değil midir? Bakın ne demiş maçtan sonra Kemal Hoca:

  • Kamp verimli şekilde sürmektedir.
  • Kampa yeni katılan oyuncuları deniyoruz 
  • ve daha sonra katılacak oyuncuları bekliyoruz, 
  • onlar da geldiğinde daha yoğun bir idman temposuna başlayacağız.
  • Bank Asya 1. Lig'de 2010–2011 sezonunun önceki sezonlara göre daha zor geçeceğini tahmin ediyorum.
  • ''Ligde yer alan takımlar önemli şekilde kendilerini kuvvetlendirdi.
  • İddialı konuma geçmek için bizim de kadromuzu güçlendirmemiz lazım.
  • Forvet, hücum ve stoper olarak üç futbolcu transfer edeceğiz.
  • Bank Asya 1. Ligi'ne göre çok genç oyunculardan kurulu bir takımımız var.
  • Birkaç takviye yapıp takımımızı güçlendireceğiz.''

Durum bundan ibarettir. Hazırlık maçları takımı istediği hedefte tutmaktadır ve zaten hocamız da o hedef doğrultusunda çalışmakta ve bilgilendirmektedir. Netice olarak hazırlık maçları şampiyonu (iki sezon öncesinde olduğu gibi) değil lig şampiyonu olmayı tercih ederiz…

Yazar: Editor
2010-07-25 00:36:50

İkilem

Mekik Ahmet üzerine bir konu…
Tam emin değilim ama Mekik isminin nereden geldiğini yazmak istiyorum...
Geçende okuduğum, Antep Mekikspor´dan geldiği için Mekik lakabı verilmiş olduğuydu...

Benim zamanında bildiğim ise,
Ahmet’in kendi kulvarında arı gibi çalışmasından ötürü bu lakabı takılmıştır...
Ve hatta ileri geri sürekli çalışması yanında, topu rakibin sağından atıp solundan kaçıp üstüne üstlük bir de 3–5 metre önünde, yarışı ayağında topla tamamlamasıydı...
Ben böyle biliyorum... Hani mekik dokur gibi yaptığı koşulardan almıştır bu lakabı...
Tabii o zamanlar futbol seyretmeye yeni yeni başlıyordum ve daha çocuk sayılırdım...

Artık Mekik ismin de ben de ikileme düştüm.
Mekik Ahmet...
Antep Mekikspor´dan geldiğinden mi yoksa ileri geri mekik dokur gibi yaptığı koşulardan mı bu lakabı verilmiştir...

Kırık Ayna

____________________

Not: Bu ikilem birçoğumuzda var ve bence her ikisi de doğrudur. Hem Mekikspor’dan gelmiştir ve de Adanaspor’da geldiği takımın adına uygun bir futbol sergilemiştir ve bu lakabı iki yönlü de hak etmiştir. Sözlükte ikisi de yer alabilecek özelliktedir. Ki aslolan taraftarın hafızasında kalandır.

Sevgiyle…

Not: Adanaspor ligi 2. tamamlarken "üç İstanbul takımını" altına almıştır. Bunu Trabzon ve Adanaspor dışında diğerleri yapamamıştır, ötekiler ikinci olurken üzerlerinde hep bir İstanbul takımı vardı.

İletişim için kaplanpenche@gmail.com'a mektup gönderilebilir. 

Yazar: Editor
2010-06-27 09:08:55

Analiz

http://ul.gcg.me/files/2010-06/sm.jpg

Sami İzcican... TFF 2.Liginde şampiyon olduğumuz sezon Van Bld.Spor'dan Mersin İdmanyurdu'na transfer edildi. Adanasporlular olarak aslında Sami'yi 3.Lig'den biliyor,tanıyoruz. Gerçi Van Bld.spor'un Adanaspor'la oynadığı 2 maçta da yedekteydi ancak Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadında benimde canlı izlediğim Mersin Bş Bld.Spor-Van Bld.Spor maçında takımı adına o kadar güzel bir gole imza atmıştı ki tribündeki az sayıda seyirciler bu golü ayakta alkışladı... O sezon 4 gole imza attı,1 de sarı kart görmüştü. Mersin'e geldikten sonra Abdullah Apak'la beraber ileri ikilide oynadılar.

Sami, Mersin'in Bank Asya’ya yükselen takımının en önemli kozlarından birisi oldu. Mersin'e geldiğinde en sevilen 2-3 oyuncudan birisiydi .

Özellikle 2.Lig'de oynadığı iyi futbolla  Mersinlilerin gönlünde taht kuran Sami İzcican o dönemde, "Yer Uçağı" , " Rüzgârın Oğlu " lakabıyla anılıyordu. Bank Asya 1.Lig'de bir türlü istenen performansı ortaya koyamayan İzcican bir süre sonra taraftarın da tepkisini topladı. Yer uçağı, Rüzgârın Oğlu  yerine,  'Kanser Sami' söylemleri taraftarlar arasında dolaşmaya başlamıştı. Bu anlamda ciddi bir form kaybı yaşadığını söyleyebiliriz.

Zaman zaman forvette de oynayan Sami için en ideal yer sol kanat. Zaten sene boyunca da Sami'yi sol tarafta göreceğimizi düşünüyorum. Maça istekli başladığında o kadar güzel işler yapıyor ki onu izlerken zevk alıyorsunuz. Ama bir hafta sonra bir de bakıyorsunuz geçen haftaki Sami'den eser yok. Kısacası istikrarlı bir Sami güçlü fiziği ve süratiyle bu ligde her zaman için takımların korkulu rüyası olur.

Bu sene Mersin'de taraftarla sorunlar yaşadı, hocalarla problemleri oldu. Dolayısıyla bir türlü formunu bulamadı. Ligde sadece iki gol attı ama bunlardan birini Hacettepe kalecisi yedi dersek yanlış söylemiş olmayız. Sami'nin kendisini bulması için yeni bir başlangıca ihtiyacı var ve bunu da Adanaspor'umuzda nasıl gerçekleştireceğini hep birlikte göreceğiz. Şu anda net bir şeyler söylemek zor.

 

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2010-06-24 22:42:52

Belediye ve Adanaspor

 http://ul.gcg.me/files/2010-06/kek.jpg

  • Yeni bir belediye başkanı var şimdi Adana’da.
  • Başkan yeni de bakış açısı yeni midir?
  • Bilemem!
  • Adana’nın başkanı mıdır?
  • Partinin başkanı mıdır?
  • Başka bir erkin başkanı mıdır?
  • Bilemem.
  • Onu zaman gösterecek.
  • Fakat bildiğim bir şey var.
  • Eğer hala futbola bir bütçe ayrılıyorsa,
  • yani ortada bir pasta varsa,
  • doğum günü pastası değil ama,
  • bir kişinin üflediği…
  • Varsa böyle bir şey,
  • o paydan Adanaspor,
  • en kötü ihtimalle eşit paylaşıma sahip olmalı.
  • Bana sorarsanız süper lig kapısındaki bir Adanaspor’un
  • bu payın çok fazlasını alması gerekir de…
  • Vazgeçtik o hayalden.
  • Geçen sezon eski belediye başkanı Aytaç Durak’ın
  • basın önünde verdiği 1,5 trilyonluk söz gibi
  • yalan olmasın olası paylaşım.
  • O belediyenin başında kim olursa olsun,
  • belediyeciler neci olursa olsun,
  • o belediyenin maddi kaynaklarında,
  • o belediyenin başkanlık ya da muhalif oylarında,
  • ama neticede bu şehrin kaderine ortak olmak için verilen oylarda on binlerce Adanasporlunun mührü vardır.

Bu zarif ayrıntı es geçilmeye.

Hiçbir Adanasporlu da bu meseleyi yok saymayacaktır.

Yazar: Editor
2010-06-09 15:20:07

İşçisin Sen

http://ul.gcg.me/files/2010-06/tlm.jpg

Kartal maçından bir kareydi bu. Daha önce üzerine yazacaktık, şimdiye denk geldi.

İşten olduğu gibi çıkıp yemeğini yanına alıp tribündeki yerine geçen bir taraftar. İşçi taraftar.

Birçoğumuz gibi.

Elindeki bir miktar parayı maça ayırıp karnını evden getirdiği ekmek arası peynir-zeytinle doyuran bir taraftar...

Buradan

  • “Adanaspor taraftarı emekçidir,
  • halkın kendisidir,
  • alnının teriyle geçinir,
  • bedavacılık yapmaz,
  • her koşulda takımının yanında olur, gibi lafazanlıklara girişmeyeceğim. 
  • Hangi taraftar öyle değildir ki?

Son zamanlarda zengin taraftarı tribüne çekip ürünleri daha çok ve daha pahalı pazarlayıp sporun ticari boyutunu her alana hâkim kılma gayretlerine tanık oluyoruz:

Kartlar, telefonlar, hisse senetleri, şifreli kanallar…

  • Bir başka yanda da patlamaya hazır bir taraftar kitlesi…
  • Delifişekler,
  • fanatikler,
  • tribün tacirleri
  • vs…

Bence asıl korumamız ve varlığını sürdürebilmesi için kollamamız gereken taraftar tipi o fotoğrafta duruyor. Öylece…

Gidip konuşacaktım nedir ne değildir diye, küçük çaplı bir röportaj oluşturmak için.

Fakat onun rahatı bozmak, tadını kaçırmak istemedim.

O taraftarın olağan hali, huzuru bir röportajdan daha kıymetiydi.

Yazar: Editor
2010-05-28 07:54:29

ben giderken kapanıyor meyhaneler

 

Sen giderken ben hep geliyor oluyorum

aynı istasyonlarda durmuyor trenlerimiz

ben tek gidiş alıyorum

sen de gidiş dönüş / zamanın var, oyalanıyorsun

ben hep tek gidiyorum

 

o sıra yanımda toz bulutları da gidiyor

bir is elimde yüzümde / “kirlenmeden aşk olmuyor”

buruk bir hatıra, bir sinema bileti,

yarım içilmiş bir sigara, bir tek kibrit çöpü/dişlerimin arasında,

ya beni hiç fark etmezsen,

diye bir tedirginlik, parmak uçlarında mürekkep izi…

 

sessiz sedasız gidiyor, dağılmış bir başarısız

mitingin kalabalığı gibi gidiyor, başı eğik,

yanı başımda gidiyor, oysa ben

bir başıma gittiğimi zannediyorum

 

benim gelişlerim gider gibi oluyor

ben giderken sen geliyor oluyorsun

hep böyle oluyor, filmin yazılarına yetişiyorum ancak

en sevdiğim şarkı bitiveriyor, kayboluveriyor

aynada yüzün

 

geç oldu vakit, hava kararıyor,

birazdan yağmur da başlar,

ben giderken kapanıyor meyhaneler

gidişime değil, ben buna efkarlanıyorum

veya tam ben giderken senin gelişine

 

şimdi denizden esecek kuzey rüzgarlarını bekliyorum

yanık tahta kokusunu, tuzun tadını, bilmem hangi

aşkta ölürken dinlediğim bir şarkıyı…

bekliyorum, gitmek için,

senin gelişini…

Yazar: Editor
2010-05-21 07:48:27
Alkış…. Yuh…
 
İlk kez uygulanan tek devreli lig usulü elemelerde ikinci maçta havlu attık… Vuslat bir başka baharakaldı… Hiç ama hiç önemli değil… Bu yılı tamamladık… Gelecek sezonu bekleyeceğiz… Gelecek sezona saklayacağız umutlarımızı…
 

36 maçlık periyodun ardından görüntü iki boyutludur: Alkışı hak edenler, yuh isteyenler…

  • 34 hafta boyunca bize yaşattıkları heyecan için alkışlıyorum futbolcularımızı…
  • İlk yarıdaki futbolu ile küme düşer denen takımı buralara getirdiği için alkışlıyorum Kemal Hoca’yı…  
  • Turuncu formayı  bu liglerden eksik etmediği için alkışlıyorum Bayram Akgül’ü…
  • İstanbul’da da takımı yalnız bırakmayan “GERÇEK ADANASPOR TARAFTARI”  nı alkışlıyorum…  
  

Gelelim yuh isteyenlere:

  • Sezon boyunca, tarafsız kalmayı beceremeyen, tek devreli lig usulü elemeleri eline yüzüne bulaştıran federasyona yuhhhhhhhhhh…
  • Maçları  katleden, çizgi dışına çıkan topları bile görmeyen-ya da görmek istemeyen- penaltıları es geçen, hakemlik değil tetikçilik yapanlara yuhhhhhhhhhhhhhh….  
  • Kendi güçleri ile değil siyasi desteklerle bir yerlere gelenlere yuhhhhhhhhhhhhhh….  

Ve en önemlisi, elemelere gitmiş, süper ligi averajla kaçırmış bir takımın futbolcularına Altay maçı bitiminde küfredecek kadar kendinden geçmiş; Adanaspor’u değil kendini seven, galibiyet dışında bir şey istemeyen insancıklara, kocaman ama kocaman bir yuhhhhhhhhhh… 

Gelin hep birlikte haykıralım:

İyi ki varsın Bayram Başkan, gölgen eksilmesin camiadan… İyi ki varsın Kemal Hoca, bu takımın, seninle şampiyonluk sözü var, sakın unutmayasın… İyi ki varsınız çocuklar, emeğinize, yüreğinize sağlık… 
 
 
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU  

Yazar: Editor
2010-05-16 07:50:39

Kemal Kılıç

Alın size dev gibi bir avantaj dörtlü çarpışmada. En güçlü silah. Bir başka isimsiz kahraman. Kemal Kılıç! Eğer Adanaspor bir adım öndeyse rakiplerine karşı, bunun temel sebebi Kemal hocamızdır. Orada da içimiz rahat.

Karşıdakilere bakıyoruz. Hani hep bahsedilir ya kaşar hocalar diye. İki gün orada üç gün şurada. İşin tam “profesyonelleri”… Hiçbir takıma faydası olmamış adamlar. Veya faydadan çok zarar vermiş…

Aslında futbol camiasından, bir an önce silkelenmesi gereken yedi sekiz isimden üçü… On dakikada kulüp değiştiren familyadan…

Neyse, bir karşılaştırma için yazdım bunları. Bu konu hakkında çok uzun yazılar da yazılabilir. Bir tesadüfle onların üçüyle karşı karşıya geldik. İyi de oldu.

Kemal Hoca o klas duruşuyla play off’a damgasını vuracaktır. Sevinecektir, eh haliyle bizi de sevindirecektir.

İçiniz rahat olsun.

Yazar: Editor
2010-05-10 11:13:43

 Taraftarlık

 

http://ul.gcg.me/files/2010-05/ftm.jpg

Cumartesi gecesi bir rüyadan uyandık. Umut ettiğimiz şey olmadı.

Ancak kendi adıma beklemediğim kadar çok seyirci gelmişti stadyuma.

Buca bizden bir adım öndeyken her şey ortadayken cumartesi bu kadar seyircinin orada olması önümüzde ki yıllar için sevindirici bir gelişme.

Ülkemizde ki seyirci kültürünün  başarı odaklı olduğu gerçeği ortadayken Adanasporluların gerçek bir taraftar gibi hareket etmeleri önemli.

Denilebilir ki 60. Dakikadan sonra çözülmeler başladı ama olsun giden arkadaşlarımız daha önceki yıllarda böyle bir durumdayken belki de maça bile gelmiyorlardı. En azından bir bilet alıp taraftarlık görevlerinin bir kısmını yaptılar. Ama her şeye rağmen  maçın bitiş düdüğünü bekleyen binler oradaydı. Maraton kısmında  futbolcuları çağırıp hep beraber söylediğimiz ‘’ şampiyon şampiyon’’sözleri gerçekten çok güzeldi.

Bu söz aslında “her zaman her yerde, yensek de yenilsek de,  biz Adanasporluyuz”u anlatıyordu dosta düşmana.

Sözün özü taraftar bu yıl ufak tefek sıkıntılar yaratsa da görevini yaptı ve önümüzde ki yıllar içinde yönetim ve futbolculara biz buradayız mesajını verdi.

Neyse biz yine aklımızdan güzel şeyleri eksik etmeyelim ve yükselme maçlarında başarılı olacağımız inancını kaybetmeyelim.

Yaşasın Adanaspor…

Zalif  Aktaş

Yazar: Editor
2010-04-19 18:40:52
Bu Akşama Dair
 
http://ul.gcg.me/files/2010-04/miy.jpg
  • Hafta içi özellikle Mersin takımının antrenmanını izlemeye gittim...
  • Karşıyaka maçının moral bozukluğu takımdan tamamen atılmıştı,
  • futbolcuların Buca maçına çok iyi konsantre olduklarını gördüm...
  • Çok sıkı bir defans sergileyecekler ve bu oyun şablonu içinde Buca sürpriz bir puan kaybı yaşayabilir.
  • Takımda olağanüstü hal ilan edildi.
  • Mersin'de Caner Ağca'nın oynamayacak olması belki sıkıntı yaratabilir;
  • ama kalan bu dört hafta içinde Mersin muhakkak puan almalı...
  • Buca maçından sonra üç maçları kalıyor.
  • Kocaeli'den 3 puan alacaklar, puanları 36 olacak ama ligde kalma barajı bu sene 40.
  • Kısacası  Mersin hiç olmadığı kadar iyi hazırlanıyor bu maça...
  • Dün Konya'da kazanmış olsaydık Buca'nın stresli oyunundan Mersin daha iyi yararlanabilirdi, belki de kazanacaklardı...
  • Şimdi Buca daha fazla rahatladı, en azından stresli olmayacaklar...
  • Bekleyip görelim...
İsmail Eğriparmak
Yazar: Editor
2010-04-18 17:13:54

Beklerken

http://ul.gcg.me/files/2010-04/kkh.jpg
  • Yol dörtlü çarpışmaya gidiyor.
  • Adsız kahramanlar düğümü orada çözmek için savaşacaktır.
  • Bu noktaya kadar başarıyla gelmişlerdir.
  • Bir dizi kontrol dışı olay bizi ikincilikten etmiştir. Son örnek Mbilla’nın ısınırken sakatlanması…
  • Buna benzer bir dolu “talihsizlik” yaşandı lig boyunca…
  • Talihsizlik demem sözün gelişi, can sıkıcı şeyler yani…
  • Bu takıma inancım her zamanki gibi tamdır.
  • İlk 6 da belirginleşmeye başladı.
  • Bizim dışımızda Konya, Karşıyaka ve Altay olacak ihtimalen.
  • Bunların içinde hocalar da çarpışacak elbette.
  • Bizim tarafta gideceği takımı seçen, şehir şehir dolaşmayan, aldığı takımı yükselten bir Kemal Kılıç;
  • öte taraflarda üç günde bir takım değiştiren...
  • neyse, öte tarafı öte tarafta bırakalım biz
  • ve Kemal Hocamıza inanmaya ve güvenmeye devam edelim. 
  • Dörtlü Çarpışmada asıl düğümü o çözecektir.
Yazar: Editor
2010-04-11 08:37:37

Geçilmezi Geçmek ve Zoru Başarmak İçin

 

http://ul.gcg.me/files/2010-04/ad.__amp._22.jpg
 

Çanakkale bizim için hep geçilmez oldu toplamda iki sezonda. Üç maç oldu arada üçü de berabere bitti. Ama yükselme grubunda Karabük deplasmanından çıkardıkları bir beraberlik vardı ki, bir anlamda o skor bizi şampiyon etmişti. Neyse ki arada bir kupa maçı olmuştu Adana’da, 2–1 almıştık. Şimdi de böyle bir şey isteriz.

  • Rakip küme düşme hattının üst çizgisinde, yani kurtulma ümitleri ziyadesiyle diri.
  • Bu yüzden bugünkü maç zannettiğimizden veya umduğumuzdan zor geçebilir.
  • Takım da tribün de sabırlı olmak zorunda bu iki "genç" ve “ekonomik bütçeli” takımın maçında.
  • “Genç ve ekonomik bütçeli” derken, bakın hemen hemen aynı iki takım,
  • biri sondan üçüncü ve derdi küme düşmemek,
  • adı Adanaspor olan ise üstten üçüncü ve hedefi şampiyonlardan biri olmak… ya!…

Neyse, biz bugün stada gidelim ve aradaki puan farkını 4’e indirmek için üzerimize düşeni yapalım ve bekleyelim bakalım ilahlar Buca’yı daha ne kadar koruyup kollayacak: ))

Geçilmezi geçmek ve zoru başarmak için… Vira…

 

Not: kaplanpenche okurlarından eleştiriler alıyoruz. Eski tarza ve içeriğe dönmemiz için… Haklılar çünkü bu sitenin varlığı okurunun iradesine bağlıdır, dinamomuz sizin bu sayfayı tıklamanızla doluyor. Dikkate alacağız bunu, sevgiler.

 

Diğer not:

Önceki Adanaspor-Çanakkale maçlarının fotoğrafları için tıklayınız.

 

          http://ul.gcg.me/files/2010-04/a__n.jpg     http://ul.gcg.me/files/2010-04/aa__1.jpg
Yazar: Editor
2010-03-28 09:44:56
Bir Gol Üç Puan
 
http://ul.gcg.me/files/2010-03/adanaspor_gb.jpg

Kolay olacak maç zora girdi. Az kalsın uzatma golüyle 90 dakikalık emek boşa gidiyordu. Bunun nedeni de ele geçen pozisyonları kullanamamamızdı. Tabelaya baktım, daha bir buçuk dakika olmuştu ve biz iki gol pozisyonunu değerlendirememiştik. Birincisinde bence bir penaltımızı yine es geçti Mürüvvet

Hızlı başladık, duraladık, rakip oyuna hâkim oluyor derken, top takibi golü getirdi. Fevzi kesti Anıl enfes vurdu: 1-0. Yine direkten dönen toplar yine kaçan net pozisyonlar ve son dakikada yine sıkıntı…

Hayır, kendim içinse mesele değil, ama aramızdaki bazı dizi film seyircileri Behlül-Bihter yorumu yaparcasına değerlendirdikleri için takımı, homurtuları soruna dönüşüyor. Bir sızlanma dalgası oluşturuyorlar, bir nevi tsunami… İşte o gevezeliklere mahal vermemek için golü bulmak yetmiyor, golleri sıralamak gerekiyor, yoksa kimi taraftar görünümlü çokbilmiş hazretleri memnun etmek ne mümkün…

Takım çok iyi mücadele etti. Arada arıza yok muydu? Olmaz mı, 90 dakika top oynanıyor orada, karşıda sağlam bir rakip var. Adamlar bir tür deplasman fatihi. Beride eksik bir takım, en son sanırım hesapta olmayan bir sorun yaşandı ve Onur Demirtaş da forma giyemedi.

Ama çok çok güzel bir şey var ki o da, formayı giyen her bir futbolcunun canla başla savaşmasıydı. Bu hep böyle oluyor ve iyi oluyor. Bu futbolcular her türlü övgüyü hak ediyor… Haftaya bir Erciyes hesabı var, bakalım bakalım…

Bu hafta fotoğraflar Alper’den… Foto-yorumu tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-03-21 13:36:01

(Bu yazı Türkiye'nin en genç spor yazarından, 7 yaşındaki Erkut Gürer'den. Sedece başlığı biz attık, bir de sayfa düzenini yaptık. Yazım ve noktalamaya bile karışmadık:))

http://ul.gcg.me/files/2010-01/erkut.jpg

Kritik Galibiyet

  • 27.haftanın ardından:
  • Adanaspor kritik bir galibiyet aldı.
  • Kibong ortasını yaptı.
  • Fevzi inanılmaz kafa attı.
  • Adanaspor 10.dakikada 0-1 öne geçti.
  • Adanaspor 3. ve 47 puanda.
  • Bank asya birinci ligde Altay ı ilk kez yendik.
  • Yenileceğimizi düşündüm (bir ara).
  • Ama yendik.
  • İşte bu kadar!!!!!
  • Buca ve Giresun maçlarındada bunu yapsaydık.

Erkut Gürer

Kendime not: Kimsenin yeri dolmaz değil, işte Adanaspor, yazarını da alt yapıdan ta 7. yaştan yetiştirir:)) Erkut'larla geliyoruz...

Yazar: Editor
2010-03-20 09:14:12
Anıların Peşi Sıra 

“Garibim; Ne bir güzel var avutacak gönlümü, bu şehirde, Ne de bir tanıdık cehre; Bir tren sesi duymaya göreyim, İki gözüm İki çeşme.” 

İşte bu dizeler, benim yaşadıklarım ve yaşadıklarımdan artakalandır… Tren demek, Tarsus demektir, benim için… Tren demek, istasyonların bıraktığı izlerdir… Tren demek, yokluğun mahkûm ettiği yolculuklardır… Tren demek, ray boyunca uzanan çocukluk umutlarıdır… Yıllar önce annem ve kardeşimle defalarca yaptığımız bu yolcuğa, şimdi çocuklarımla çıkıyordum… Onlar ilk kez trene binecek, bense anamın ve anıların izlerini kovalayacaktım…

Dolmuştan inip istasyona doğru yürürken, ilk kez tren yolculuğu yapmanın heyecanı sarmıştı çocuklarımı … Durmadan soruyorlar ve heyecanlarını dindirmeye çalışıyorlardı…

“Tren tam saatinde mi kalkar baba?”

“Geç kalırsak tren bekler mi baba?”

“Treni kim kullanıyor baba?”

“İstediğimiz yere oturabilir miyiz, baba?”

“Tren kalabalık oluyor mu, baba?”

Soruların ardı arkası kesilmiyordu… Onlar sorularını  sorarken ben, istasyonun büyülü havasında, çoktan geçmişe doğru yolculuğa başlamıştım bile… Adana-Mersin arasında, karayolunun kenarı boyunca ilerleyen bu demiryolu hattı,  öyle çok iz bırakmıştı ki bende… Şimdi anılar önde, ben arkada bir sürek avına çıkmıştık, o görkemli istasyondan binasından içeri girerken… Biletlerimizi alıp perona çıktığımızda tren henüz gelmemişti… Ben baktığım her noktada geçmişin izlerini görürken, çocuklar ilk kez gördükleri bir yeri tanımaya çalışıyorlardı… Gördükleri vagonları, lokomotifleri meraklı bakışlarla inceliyorlar ve soruları art arda sıralıyorlardı:

“Biz hangisine bineceğiz?”

“Tren ne taraftan gelecek?”

“Bekleyenlerin hepsi Tarsus’a mı gidiyor?”

“Trende oturacak yer bulabilecek miyiz?

“Bu yol nereye kadar gidiyor?”

Sabırla, her soruya yanıt vermeye çalışıyordum… Aşağı yukarı  otuz yıl önce benim zorunluluktan bindiğim trene, şimdi çocuklarım, yeni bir şey keşfetmenin heyecanı ile bineceklerdi… Yolculuktan söz açıldığında tren sözü duymak istemezdik ve kardeşimle birlikte annemi, otobüs yolculuğuna ikna etmeye çalışırdık. Çocuk aklımızla bu yolculukları neden trenle yaptığımızı çözemez ve anneme için için kızardık… Otobüsle yolculuk yapmak daha cazip gelirdi bize… Annem, bize hiç kızmaz, yalnızca: “Otobüste daralıyorum çocuklar,  ne güzel sevahirli sevahirli gideceğiz” derdi gülümseyerek… Ahhhhhhh, şimdi anlıyorum, annemi… Şimdi anlıyorum o gülümsemenin altında yatan yokluğun acısını ve o zamanki çocuk tavırlarımdan dolayı kendimden utanıyorum… 

Annemle istasyona geldiğimizde, kardeşimle treni beklemekten sıkılır, kimi zaman bir bankta oturur, kimi zaman da peron boyunca gezer, diğer peronlarda duran vagonları incelerdik… Sonra istasyonun uzaklarından tren düdüğü duyulur ve peronda hareketlenmeler başlardı…

Ben bunları  düşünürken, istasyon hoparlöründen: “lütfen dikkat! Adana, Yenice, Tarsus, Mersin istikametine gidecek olan tren az sonra birinci peronda hazır olacaktır.” Anonsu duyuldu… Bu anonsun ardından yine o uzaklardan yükselen tren düdüğü ile peron hareketlenmeye başladı… “Geliyor mu baba?” “Ne taraftan gelecek baba?” “Nerede duracak baba?” çocuklar artık heyecanlarını gizleyemez olmuştu… Çocuklara perona girmek üzere olan treni gösterdim… Şaşkın şaşkın trenin perona yanaşmasını beklediler…

Arka vagonlarda kendimize bir yer bulup oturduk… Çocuklar trenin hareket yönünde otururken ben arkamı trenin hareket yönünün aksine dönmüştüm…  Aklıma hemen anam geldi… Trene biner binmez, trenin hareket yönünde bir koltuk arar: “ Yol arkamda kalırsa, başım dönüyor” derdi… Biz de onun karşısında otururduk çoğu zaman…

Hareket memuru, elinde işaret levhası ile görününce tren düdük çaldı… Hareket memurunun görünmesi kardeşimle benim için eğlence demekti…  Bir adam elindeki levhayla koskoca treni durduruyor ya da hareket ettiriyor, bu duruma şaşar kalırdık çocuk aklımızla… Levhanın iki yüzü vardı. Bir yüzü yeşil, öteki yüzü kırmızı… Yeşil yüzü trene dönükse kalkış; kırmızı yüzü trene dönükse durma anlamı taşırdı… Hareket memurunun işareti ile tren hareketlenince çocuklarım da aynı şaşkınlığı yaşadılar…

Sonunda yolculuk başlamıştı… Ömrümün en uzun yolculuğuydu aslında başlayan… Başımı cama dayamış, yolu izliyordum… İzlediğim yol değildi aslında… Karayolunda ilerleyen araçlar, beni çocukluğuma götürmüştü… Şimdi çocukluğumun o bitmez tükenmez gibi gelen yolunda, ilerliyordum…

Her şey gibi tren yolu da zamanın değişim gücünden nasibini almıştı… Çocukluğumuzda tek yön olan Adana-Mersin hattı, şimdilerde iki yönlü olarak kullanılmaktaydı… Ahhh çocukluğum, yaralı yıllarım benim… Tek yönlü hatlarda öğrendim “tehir” sözcüğünün ne anlama geldiğini… Bu yollarda duydum ilk kez : “ karşıdan gelen tren, rötar yapmış” cümlesini…

Çocukluğumu, Adana-Tarsus arasındaki tren yolculuklarında geçirmiştim; çünkü dayımlar, teyzemler Tarsus’ta yaşıyordu… Babamın ölümü ile sarsılan annem, acısını hafifletmek için sık sık kardeşlerinin yanında alırdı soluğu… 

Babamı  yitirdiğimde altı yaşındaydım… Hayal meyal anımsıyorum babamı… Babamın ölümü ile yapayalnız kalmıştık bu dünyada… Babamdan yana hiç akrabamız yoktu…

Kondüktörün  “bilet kontrol” sesi yankılandı kulağımda ve elimdeki biletlere baktım…

O zamanlar,  bu çekilmez gelen tren yolculuklarından, kendimize göre eğlenceler de çıkarmıştık kardeşimle… Tren biletlerinden oluşturduğumuz koleksiyonumuz bu eğlencelerin bir parçasıydı… Çocukluğumuzda tren biletleri küçük, dikdörtgen biçiminde kalın  kağıtlardı… Kondüktör gelir, bileti alır ve elindeki bir makine ile biletin tam ortasına bir delik açardı. Bu delik, o biletin kullanıldığı anlamına gelirdi… Biz de o biletleri saklar ve biriktirirdik… Bununla da yetinmez, trenin içinde yolcular tarafından bırakılmış biletleri toplardık… Kim daha fazla bilet biriktirecek diye yarışırdık kardeşimle… Canımız değişiklik istediğinde ise, tren biletlerini gidiş- geliş yönüne göre ayırır ve bir kez de böyle yarışırdık… Her şeyle birlikte tren biletleri de değişmişti şimdi… Bilgisayar çıktısıydı artık biletler… 

Bilet kontrolünün ardından çocuklarım da soruları yağdırmaya başladı:

- Bu adam kim baba?

- Kondüktör

- Kondüktör ne demek?

- Tren görevlisi.

- Ne görevi var bu amcanın?

- Biletleri kontrol ediyor.

- Bileti olmayan olursa ne yapıyor peki?

- Yol ücretini alıyor.

- Nerede bekliyor, hep ayakta mı kalıyor?

- Bilmiyorum babacığım.

Bu arada tren Yenice istasyonuna gelmişti…  Bu istasyona her varışımızda annem, “makasa geldik” derdi…  Bu yollarda öğrendim “makas” sözcüğünün anlamını… Bu istasyonda yol ikiye ayrılır: Yolun birisi Mersin yönüne giderken; diğeri Ankara yönüne gider… Yol ayrımı olduğu için “makas” denirmiş buraya… Çoğu zaman tren burada rötar yapardı… Bu rötarın nedeni, “karşıdan gelecek tren”  olarak açıklanırdı… Ne çok sözcük kattı bu yollar dağarcığımıza, ne çok türkü öğretti bize… Bu istasyona her gelişimizde, annem gülümseyerek bir türkü tuttururdu:

“Kara tren gecikir, belki hiç gelmez

Dumanın savurur, halimi bilmez”

Bu türküyü  duyunca trenin bekleyeceğini anlardık… Biz sinirlenirdik, annem bize bakıp gülümser ve bizi kızdırmaya çalışırdı:

“Artık üç saat mi bekleriz, beş saat mi bilmem?”

“Hadi gelin yürüyelim isterseniz… “

Oysa şimdi tren o kadar az bekliyordu ki bu istasyonda, çocukluğumuzdaki yolculuklardan eser bile kalmamıştı… Anam benim, keşke yanımda olsan da tren saatlerce değil günlerce beklese…

Ben yollarda anıların izini sürerken “Baba, daha çok yolumuz var mı?” diyen oğlumun sesi ile irkildim… Karşımda oturan iki oğluma baktım ve gülümsedim: “Az kaldı babacığım, az kaldı…” dedim… Annemle rolleri değişmiştik sanki… Çocukluğumda da kardeşim ile böyle otururduk, annemin karşısında ve durmadan, sıkboğaz edercesine: “Çok var mı Anne, ne zaman varacağız Anne?” diye soru yağmuruna tutardık onu… İnsan, yaşı ilerledikçe ne çok da benziyor annesine ve babasına, diye düşündüm…

Yenice’yi geçtikten sonra karşımıza gelen ilk durak, annemin köyüydü  ve tren ne zaman bu durağa gelse, annemin o kara gözleri buğulanır, köye bakıp iç çeker ve hep Fatiha okurdu köyün mezarlığını  gördüğünde… Çocuklarıma camdan dışarıyı işaret ederek: “Bakın, burası annemin köyü” dedim, gözlerim buğulanarak…  Hele tren, köyün mezarlığının yanından geçerken, yüreğimin kabardığını hissettim… Ne çok tanıdığım vardı  bu mezarlıkta… Ne çok eksilmiştim gidenlerle birlikte…  Bu durakta annemin kara gözleri niçin buğulanırmış, anladım…  Niçin derin bir iç çekermiş, anladım… Neden mezarlığı görünce hemen duaya başlarmış, anladım…

Çukurova’nın doğurgan topraklarında ilerlerken raylardan çıkardığı seslerin eşliğinde sanki dans ediyordu tren… Çocukluğumda bir saati geçen yolculuk şimdilerde yarım saate düşmüştü... Çocukluğumda yoksulluğun bizi mecbur ettiği bu yolculuk şimdi çocuklarım için bilinmeyenin keşfi olmuştu… Zaman geçiyor, zaman değiştiriyor ve her şeyden önemlisi zaman öğretiyordu… Annemin niçin tren yolculuğunu yaptığını sonradan öğrenmiştim… Çünkü tren, otobüse göre daha hesaplıydı… Tek başına kalan bir kadının hesabını bilmesi gerekiyordu; ama o zamanlar bunu anlamıyorduk…                                                                      

Şimdi, çocukluğumun o bitmez tükenmez yolunda, çocuklarıma treni sevdirmeye çalışıyordum… Bu, belki de anneme olan borcumdu benim…

Tren, Berdan Çayı’nın üzerindekini demir köprüden geçerken annemin yüzü aydınlanır, gözlerinin içi güler ve “İşte geldik, anamın babamın toprağına” derdi… 

İşte tam da oradaydık, tren demir köprüden geçiyor ve çocuklarım şaşkınlıkla çığlık atıyorlardı… Yıllar sonra ben, anamın vatanım dediği topraklara girerken, sevdiklerini bir bir uğurlamış bir adam olarak giriyordum Tarsus’a ve Orhan Veli, aynı şiiri yeniden yazıyordu gözyaşlarıma eşlik edercesine: 

“Garibim;

Ne bir güzel var avutacak gönlümü, bu şehirde,

Ne de bir tanıdık cehre;

Bir tren sesi duymaya göreyim,

İki gözüm İki çeşme.” 

Artık  çocuklarımın şaşkın bakışları arasında yanaklarımdan süzülüyordu yaşlar… Ne çok gidip gelmiştim bu yollarda… Ne çok çoğalmış, ne çok eksilmiştim bu topraklarda…

Biraz sonra tren yavaşladı ve Tarsus İstasyonu’na girmeye başladı… Tren istasyonda durduğunda, trenden indik… Sarıya boyanmış istasyon binası tam karşımdaydı ve ben o binaya anneme bakar gibi bakıyordum… Gözümün yaşını silip derin bir nefes aldım ve doldurdum ciğerlerime anamın kokusunu …

07.10.2009/A D A N A

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: htabakan
2010-03-19 15:18:38
Fırat Aydınus, Üç Nokta…
  • Eyvah ki ne eyvah. 
  • Altay maçının hakemi o zat.
  • Fırat Aydınus denen hakem en son bizi Manisa maçında parçalamıştı.
  • Daha 9. Dakikada Emre’yi üst üste iki sarı kartla oyun dışı bırakıp rakibin ekmeğine yağ sürmüştü.
  • Bir önceki hafta Arda’nın altında ezilmiş,
  • Bizden bir sonraki hafta da Lugano’nun hınzırca hareketlerini görmezden gelmişti.
  • Dengesiz, ilkesiz hakem,
  • değil müsveddesi…
  • Dilerim sonumuz o maçta hayırlı olur,
  • diyeceğim budur.
  • Fırat Aydınus'muş...
  • Ama dilerim maç sonunda yanılan ben olurum.
  • keşke be...

Cem Kaplanoğlu

Yazar: Editor
2010-03-15 03:14:16
Dünya Kadar Sevmek
 
http://ul.gcg.me/files/2010-03/Adanaspor_Gires.jpg
  • Maçın sürprizi Anıl'a yapıldı.
  • Bir sevgi mesajı orada duruyordu.
  • Maçın güzel sahnelerinden biriydi.

Maç fotoğrafları da foto-yorum'da... Tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-03-05 19:05:11

11 Adam 110 Adama Karşı

 

http://ul.gcg.me/files/2010-03/11_tun___adam.jpg
  • O son 900 dakikayı, 11 tunç adam 110 adama karşı savaşarak geçirecek. Savaş dememiz her ne kadar mecazi olsa da olağan bir savaşın tüm argümanlarını oralarda görmek pek ala mümkün; taktikler, stratejiler, tuzaklar, hileler, ayak oyunları, bel altı vuruşların kaçak dövüşmelerin gırla gittiği bir mecrada yuvarlanıyor çünkü meşin yuvarlak.
  •  Lakin keşke vaziyet bu kadarla kalsaydı; bizim 11 adam sadece 110 adama karşı vermeyecek mücadelesini, bir de bunlara 30 adetrakip hakem” de eklenecek. O zevatla da uğraşılacak, bir de kendilerine karşı centilmenlik beklediğimiz kurnaz bezirgân kılıklı Bucaspor yöneticileri gibi tilkiler de olacak civarda, leş kargaları olacak, sonra sırtını hükümet ve federasyon kapılarına dayamış bir alay tüccar idareci de olacak bizim 11 adamın karşısında.
  • O zaman her zamankinden daha çok, daha sağlam, daha iradeli olarak olacağız “11 tunç adam”ın yanında. Son saniyeye kadar, 11 adamın kudret ve gayretine denk bir kudret ve gayretle…
  • Bu, bir memleket meselesi olmuştur gayrı. Ki mücadelemiz bu bereketli topraklar kadar kutsaldır şimdi…
Yazar: Editor
2010-03-03 15:56:23

Bu, Bir TEŞEKKÜR ve İSYAN YAZISIDIR…

 http://ul.gcg.me/files/2010-03/gaz.jpg

Önemli bir maçı geride bıraktık… Hem de gerçekten önemli bir galibiyet alacaktık  şayet kazanabilseydik. Mükemmel bir maçtı seyircisinden oyuncusuna teknik ekibinden sağlıkçısına kadar ama olmadı kazanamadık canın sağ olsun KAPLANIM varlığın yeter…

Turbeyler ayrı bir güzeldi  baştaki değişiklik mi yoksa  taraftarda ki  istek mi arttı o  tartışılır ama takdire değer bir  durum vardı ortada. Maraton  her zaman ki gibi bol ssk,bağkur emeklisi insanlarla kaynıyordu tabii ki maraton tayfada herkesi bağırttırmak çok zor bunu herkes biliyor

Taraftar inanmışken oyuncu  iyi oynuyorken neden olmuyor? Neden sürekli Adanaspor’un önüne engeller ya da engellemeler çıkarılıyor sadece futbolculara değil 2li çember içerisinde (HAKEM-OYUNCUYA, POLİS-TARAFTARA)  Adanaspor’un önüne daha çok engeller çıkar diye düşünüyorum. Bakınız  ben  kardeşim ve babam maçtan çıktığımızda ortalık toz dumandı ama ortada kavga yok sadece BİBER gazı! Adanaspor taraftarı her zaman mı kötü! Her maçta mı   kötü gerçekten bunu çok merak ediyorum gereksiz sebepsiz yere biber gazı müdahalesi  yapılıyor artık buna BİR DUR deyin artık… Eğer polisler bir baba kıza BİBER GAZI sıkacak kadar küçüldüyse vay bu baştakilerin haline…

2.Etken hakem: 1. hakem kötü oldu, 2. hakem kötü oldu  10 tanesi mi kötü olur, özellikle içerde oynadığımız tüm maçlarda bu kadar mı ADANASPOR düşmanlığı olur insanlarda anlamıyorum. Sorun pazartesi akşamı Buca’ya yenilmemiz değil sorun sürekli FEDARASYONA karşı yeniliyor olmamız. Artık BAYRAM başkan mı yoksa başka biri mi hal çare bulur buna bilmiyorum. Şu an Adanaspor’un önünde ki en büyük engel HAKEMLERDİR!

Yenildik ama mutsuz değilim çünkü içerde oynadığımız 3 maç içerisinde en iyi Adanaspor’du. Süper lige hazır bir ADANASPOR izledim ben sahada. İnanıyorum biz bu sene süper lige çıkacağız herkese ve her şeye  rağmen! Şimdi birlik zamanı  donatalım 4 bir yanı bayraklarla ADANASPOR yense de yenilse de gelelim maçlara  bağıralım destek verelim ama n’olur KAVGA etmeyelim. Eğer Süper Lige yakışır bir Adanaspor hayal ediyorsak her gelen deplasman grubuyla kavga içerisinde olmayalım. Bazı kişilerin bundan rant sağlamasına fırsat vermeyelim.

Pazartesi akşamı  5 Ocak stadını dolduran herkese sonsuz teşekkürler. Her zaman her yerde  en büyük KAPLAN! Canım Adanaspor’um “KapLanıM”  İyi ki Varsın!!!

Gizem Yurdaer

Yazar: Editor
2010-03-01 08:27:51
Büyük Aile
 
 http://ul.gcg.me/files/2010-03/n__liaile.jpg
  • Zor günler geçirdik ve kapansak da vazgeçmedik biz bu sevdadan!
  • Yeni bestede söylendiği gibi “Torosların ardından yükseliyoruz …”
  • Kimse inanmadı belki böyle efsane bir takımın kapanıp da yeniden yükseleceğine ama biz inandık. Sonuna kadar sürdürdük davamızı. Söylenen hiçbir şeye aldırış etmedi ne taraftarımız ne futbolcularımız nede başkanımız. Hepimiz sonuna kadar emek harcadık.
  • Garip bir duygu gerçekten hissettiklerim. Maça giderken insanların o sevinçlerini görmek. Her maç günü bayram gibi oluyor şehrimiz her yanından insanları bir arada toplanmış görmek beni mutlu ediyor. Maç günleri sabahları ayrı bir heyecan oluyor, kahvaltı yapamıyorum daha evdeyken başlıyorum bestelere yola çıktığımda her mahallede maça giden insanları izliyorum herkes o gün bütün derdini bir kenara atıp sadece 1 şeyi düşünüyor herkesin yüzündeki o gülümseme çok farklı bir mutluluk veriyor zaten. Stadın dört bir yanı turuncuyla boyanıyor sanki. O gün gözümde hiçbir derdin manası yok. Bayanından çocuğuna kadar herkesin yüzünden okunuyor heyecanı.
  • Şimdi söylesin biri bize biz takımımıza bu kadar âşıkken, gözyaşımızla sevincimizle 90dk boyunca o heyecanı oyuncularımızla paylaşırken, o gün işi olanlar işini bırakıp o maça geliyorsa tek bir nedeni vardır şampiyon olmak. Bir düşünün anneler babalar çocuğunuzun ilk doğduğu günü hissettiğiniz heyecanı, ilk yürüdüğü günü, yavaş yavaş büyüdüğünü gözlerinizle görebiliyorsunuz şöyle bir geçmişe dönüp baktığınızda ağlasa gülse de çocuğunuzla geçirdiğiniz günleri bir düşünün ve şimdi bize hak verin. Yeniden doğuş hikâyesi değil mi bu?
  • Biz takımızın taraftarları her anında takımımızı yalnız bırakmadık kaybettiğimizde beraber ağladık. Kazandığmzda beraber güldük. Biz öyle büyük bir aileyiz ben bunu hissediyorum. Anne babaların çocuklarından beklediği tek şey büyüyüp iyi bir yere gelmesi değil mi? İşte öyle bizde takımımızın büyüyüp iyi yerlerde olmasını istiyoruz. Biz senelerce bu günü bekledik.
  • Şimdi son ana gelmişken pes etmek yok. Buralara kadar yükselmişken geriye dönmek yok. Daha büyük işlere imza atabilmek için geçmemiz gereken bir kaç sınav, halletmemiz gereken bir kaç yorucu iş daha…

 

  • Herkesten 1-2 dakikasını ayırıp şampiyon olduğumuzu bir hayal etmesini istiyorum. Herkes gözlerini kapatıp dolup taşan stadı bağırışları koşuşturmaları birbirine sarılıp zaferi kutladığını bir düşünsün. İmkânsız diye bir şey yoktur benim hayatımda ve ben bir Adanasporluyum :)
  • Biz imkânsız denilen şeyi yıkıp geldik bu günlere. Gözlerinizin önüne getirin bir gözlerinizin dolduğunu hissediyorum gerçekten gönlünü Adanaspor’a vermiş bir insanın gözlerinin dolmayacağını düşünmüyorum.

Şimdilik tek başıma haykırıyorum bizim için oyna ;) seni seven bu kadar insan için oyna. biz bir arma uğruna senin hep yanındaysak bir arma uğruna oyna :)
Gönüllerimiz bir tuttuk nefesleri, kalbimiz yürümeyi yeni öğrenen bebek misali telaşla çarpıyor, gözlerimizi kırpmadan bekliyoruz şampiyonluğu.
Adanaspor’a dair herkese ve her şeye inat biz inanıyoruz ;)

Müge Aydın

Yazar: Editor
2010-02-22 07:15:57